|
Yalçın Küçük'le muhtemel savaşın nelere mal olacağını ve ilerde Türkiye için ne tür olumsuzlukların meydana geleceğini, sözkonusu saldırının
İsrail'in güvenliğini sağlamaya yönelik olup-olmadığını konuştuk.
Prof. Küçük'e yönelttiğimiz sorular ve cevapları şöyle:
- Amerika'nın Irak'a yönelik muhtemel istilasının, İsrail'in güvenliğini sağlama
amaçlı olduğu vurgulanıyor. Bu iddia doğru mu? - Bu operasyon sadece İsrail'in güvenliğini sağlamak için sağı solu rahatsız etmeye yönelik değildir. İsrail'in güvenliğini sağlamanın yanında, Amerika'nın dünya
hakimiyeti ve bölgedeki hegemonyasını pekiştirmeye yönelik organizmalar oluşturmak içindir.
KÜRDO-JUDAİK DEVLET KURULUYOR Tabii ki İsrail'in güvenliği ABD için çok önemlidir. Çünkü İsrail ABD'nin karakoludur.
Ancak İsrail, bölgede rahat bir şekilde yaşamak için "Büyük İsrail'i" kurmak zorundadır. İsrail bölgede biraz toprak genişletmek ve daha fazla Yahudiyi kalıcı hale getirmekle kalmayacak. Büyük İsrail'in kurulması ve
bölgedeki hegemonyanın sürdürülmesi için Amerika buraya gelecek. Bu savaş; Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra çizilen haritaya itirazdır. Yeni bir harita yapılması amaçlanıyor. Şöyle de ifade edilebilir: Birinci Dünya Savaşı'nın
sonunda yapılamayanlar, şimdi yapılmak isteniyor. Ayrıca bölgede bir "Kürdo- Judaik" devlet kurulacaktır.
- Kürdo-Judaik" devleti biraz açar mısınız?
- Kürdo-Judaik; Kürt-Yahudi devleti demek. Bu devletin kurulma hazırlıkları yapılıyor.
- Böyle bir yapılanma İsrail'e ne katacak? - İsrail'e yeniden hayat verecek. Bölgenin ikinci sorunlu devleti
Kürdo-Judaik olacağı için, dikkatler İsrail'in üzerinden buraya yoğunlaşacak. Bu iş için de Mesut Barzani ön plana çıkartılıyor. Ancak şunu hemen ifade edeyim ki: Mesut Barzani ve Celal Talabani, Türkiye'deki bir çok
politikacıdan daha tecrübeli ve akıllıdırlar. Aşiretten geliyorlar. Bazı solcu yazar çizer takımı ile emekli paşalardan daha zekidirler.
Barzani ve Talabani, Amerika ve İsrail istemediği takdirde devleti resmen
açıklamazlar. Ama bir devlet halinde olurlar. Kuzey Irak'ta devlet kurulmasını ise Türkiye sağlamıştır. Postanesini, televizyonunu Türk Devleti kurdu. Parayı Türkiye vermiştir. Barzani ve Talabani Ankara'ya geldikleri zaman ben
karşılamadım! Barzani ve Talabani'yi karşılayıp ağırlayanlar bugün hesaplarını iyi yapsınlar.
DÜNYA, "TÜRKİYE ÜS OLDU" DİYOR - Bu savaşın amacı nedir? Ekonomik çıkar elde etmek mi, yoksa bölgeye ideoloji yerleştirmek mi?
- Savaşın amaçlarından bir tanesi; elbetteki ekonomik çıkarlardı. Amerika'nın Irak'a saldırmasının temelinde sadece Kürdo-Judaik bir devlet kurulması da yoktur. O zaten olmuş. Ama bunu bir adım daha ileriye götürmeyi
amaçlıyor. Nitekim burada çok kararlı bir şekilde Grossman ve diğerleri, "Türkiye, Kuzey Irak'a girmesin" diyorlar. Türkiye'nin istenmemesinin sebebi ise orada oluşturulan yapıyı rahatlıkla hayata geçirmektir.
Türkiye'nin Kuzey Irak'la ilgili politikasını da çok gerçekçi görmüyorum. Türkiye ne yazık ki burada silik ve kişiliksiz bir dış politika yürütüyor. Üslerini açma noktasında dünyada büyük eleştiriler aldı. Dünya, "Türkiye
ABD'ye üsleri açtı" demiyor. "Türkiye üs oldu" diyorlar. Siz Türkiye'yi böyle üs yapacaksınız ve kontrol edemeyecek konuma getireceksiniz; ondan sonra da geçip "her şey kontrolümüz altında"
diyeceksiniz. Buna kimse inanmaz. Amerika bölgeye 200 bin asker yerleştirecek, ardından ise Türkiye 20-30 bin askeriyle bölgeye girip bir Kürt devletinin kurulmasını engelleyecek! Olur mu öyle şey!.. Bu düşünceler fantaziden
ibarettir. Bunların hiçbir gerçekçiliği yoktur. Türk Genelkurmayı eğer bu düşüncede ise çok büyük yanlış içerisindedir.
İsrail'in vahşetine, siyonizme karşı sağlam bir şekilde durmak gerekiyor. Ben anti-siyonistim, bunu
her yerde de rahatlıkla ifade ediyorum. Ancak şu gerçeğin altını çizmeden geçemeyeceğim: Türk aydını, özellikle de solu; anti-semitik görünmemek için siyonizme göz kırpıyor.
- İngilizlerin Birinci Dünya Savaşı'nda
bölgede çizdiği haritayı, Amerika yeniden şekillendirmek mi istiyor? - Bundan evvelki Büyük Biritanya Dışişleri Bakanı Robin Cook idi. Cook dedi ki: "Türkiye'nin güney sınırları belli değil". Yine ABD eski
Başkanı Bill Clinton aynı anlama gelecek sözler ileri sürerek "Ben harita okuyorum" dedi. Ama Türkiye'deki bazı aydınlar aşağılık kompleksine kapıldıkları için "Clinton bize çalışıyor" dediler. Ama adamlar
harita üzerinden çalışıp dünyada istedikleri bölgeye diledikleri dizaynı vermek çabasındalar.
Herkesin inancına saygım var. Eğer Kuzey Irak'taki Kürt liderlerinin "Kripto-Yahudi" olduğunu çıkarttıysam; bu
yalnış politikayı bozmak içindir. "Barzanilerin yahudi olmadıklarını açıkladıklarını, buna rağmen hangi delillerle onların `Kripto-Yahudi' olduklarını ileri sürüyorsunuz?" diye soruyorlar. Ben onların yüzde yüz yahudi
olduklarını söylemiyorum. Ben bilim adamıyım ve elimdeki bilgilere göre konuşurum.
Birileri gibi el etek öperek bu konuma gelmedim. İranoloji ve Kürdoloji okudum. Paris Üniversitesi'ndeki bölüm hocam da çok radikal bir
Yahudiydi. Ondan da aldığımız derslerde, Barzani Ailesinde Mustafa Barzani'nin sıkıştığı zaman Telaviv'deki akrabaları olan Kürt Yahudilerinin yanına gittiğine dair belgeler var. Bir çok defa Nasır, Mustafa Barzani'den sembolik
olarak üç Kürt askerinin İsrail'e karşı yürütülen savaşa destek olarak gönderilmesini istemiştir. Ancak Barzani, hiçbir zaman Kürt askerlerini göndermemiştir. Biz bunlara bakarız. İsrail de bunları göz önünde bulundurur. Onun
için de İsrail, Öcalan'ı getirdiğine dair bütün haberleri yalanlamaya özen gösteriyor.
Kürt-Yahudi devleti kurulacak Çünkü kendi içindeki ve dışındaki Kürtlere ve aradaki bu duygusal yakınlığı zedelemek
istemez. Kuzey'deki Kürtlerin İsrail'e yakınlığını da yadırgamam. Çünkü Araplar Kürtlere kötü davrandılar.
Bütün bunları şunun için söylüyorum: "Ey Türk yöneticileri bunları kazanın. Kürtler, bu topraklara
bağlıdır. Bak görüyorsunuz yüzde 85 oy veriyor. Bunlara sahip çıkın. Türkiye'deki Kürtleri devamlı döverek, söverek bir neticeye ulaşamazsınız. Anlayın artık" gerçeğinin bilinç altına yerleşmesini istiyorum.
"KÂR-ZARAR HESABIYLA SAVAŞ OLMAZ" - Peki Türkiye
nasıl bir strateji izlemeli ki hem ABD ve İsrail'in Kürt devleti kurulması planına engel olsun hem de olup bitenleri en az zararla atlatsın? - Kâr-zarar hesabıyla savaş olmaz. Komşunda yangın çıkarsa senin evin de
mutlaka zarar görür. "Savaş çıkacak bunun engelleyemem, dolayısıyla güçlüden yana olayım ve destek vererek zararımı aza indireyim" hesabı ahlâki değildir. Hayatım, gençlik yıllarım "olur mu böyle olur mu kardeş
kardeşi vurur mu?" marşlarını söylemekle geçti. Kuzey Irak'taki Kürtler ile Türkiye'deki vatandaşlarımız akrabadırlar. Ancak şu da unutulmamalıdır ki Iraklılar da kardeşlerimizdir. Kıbrıs'a sahip çıktığımızdan çok daha
fazla bir şekilde bölgedeki kardeş ülkelere sahip çıkmak gerekiyor. Çünkü biz çok daha uzun bir süre o topraklarda yaşadık. Her Türk'ün şunu söylemesi gerekiyor: "Ey Amerika! Sen bu benim 500 yıl yaşadığım bu topraklarda
istediğini yapamazsın. Senin bu topraklar da ne işin var?"
Onun için sağcısıyla-solcusuyla, İslâmcısıyla kemalistiyle her Türk aydının bu kirli savaşa karşı çıkması gerek. "Savaş önlenmez" bahanesinin
arkasına gizlenmeye hiç lüzum yok. Türkiye "Ey Amerika bölgedeki komşularıma saldırırsan ben de Araplarla birlikte seninle savaşırım" derse "savaş" kendiliğinden önlenmiş olur.
Bu savaş yüzyıl savaşı
olacak. Amerika veya başka güçlerin buradaki üç günlük üstünlüğü başarı saymaz. Bu savaş devam eder. Dolayısıyla topraklarınızı o güçlere açtığınızda yüzyıl savaşının hedefi oluyorsunuz. Savaşa duyulan öfke gayet iyi. İslâmcı
kitle savaşa karşı olduğunu ortaya koyuyor. Ancak daha önce de belirttiğim gibi Sabataycılar, iktidar partilerinde kümelenmeye çalışıyorlar. Eğer Sabataycıların etkisiyle Amerika'nın yanında yer alarak Türkiye savaşa girerse,
iktidardaki parti için çok büyük olumsuzluk olur. ABD, ikinci bir tezkerenin Meclis'ten geçmesi için bastırıyor. Çünkü bu yöntemle dünyaya "Türkiye'de en İslâmcı parti iktidarda olduğu sırada savaş kararına destek
verildi" mesajı verilmek isteniyor. Bugün hükümetteki politikacılar, bir yandan Sabatayistlerle diğer yandan Kripto-Yahudilerle sarılmışlardır.
Türkiye'de Dışişlerine Sabatayistlerin hakim olduğuna dair görüşüm bir
yasa haline geldi. Yaşar Yakış sınıf arkadaşımdır. Yaşar Yakış, Dışişlerindeki yapının kendisini kabul etmediğinden yakındı. Çok vahim bir gerçeği sizin aracılığınızla kamuoyuna açıklamak istiyorum: Amerikalı yetkililer, en
kritik görüşmeleri ne Başbakan'la ne de Dışişleri Bakanı ile yapıyorlar. Tüm görüşmeleri Uğur Ziyal'le yapıyorlar. Bilindiği gibi Uğur Ziyal'i, İsmail Cem getirdi.
Bundan önceki Dışişleri Bakanı da aynı inancın
adamıydı. Ama Şükrü Sina Gürel'e güvenmedikleri için yine Uğur Ziyal'le görüşüyorlardı. Dick Cheney'nin, Colin Powell'ın ne dediğini Türkiye, Uğur Ziyal'den öğreniyor. O da Ziyal'ın aktardığı kadarını biliyoruz.
"AMERİKA SONUNDA PERİŞAN OLACAK" Türkiye'deki garip ilişkiler, bağlantılar göz önünde bulundurulup bir değerlendirme yapıldığında ülkemizin ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğu anlaşılır. Hiç kimse
"Amerika gelecek Irak'a demokrasi yerleştirecek ve gidecek" şeklindeki hayal ürünü düşünceleri ileri sürmesin. Amerika'nın bölgeye gelmesi hem Türkiye'de hem de bütün dünyadaki dengeleri altüst edecek. Şuna
inanıyorum: Bölge ve dünya dengeleri değişse de eninde sonunda Amerika buradan perişan olarak çıkacaktır.
- ABD'nin bölgeye yerleştikten sonra Suriye, Suudi Arabistan'a el atacağı ifade ediliyor. Peki İran'a
yönelik her hangi bir hareketin içine de girebilir mi? - Niye 1967'yi örnek alıyorum? İsrail'in kuruluşu niye 1948 değil de 1967? Çünkü 1967 İsrail'in burada yaşayacağını gösteren tarih.
Bu tarihten sonra
dünyanın her tarafından ister açık Yahudi, ister Sabatayist, isterse Kripto-Yahudi olsun tüm Museviler, nerede bulunuyorlarsa bulunsunlar İsrail'e sadakatlerini bildirdiler.
1973 de çok önemlidir. 1973 şunu gösterdi ki;
Araplar, Sovyetlerin desteği de olsa İsrail'i buradan kazıyamayacaklar. Ancak son zamanlarda İsrail çok zayıfladı. İstikrarı sağlayamıyor. Enflasyonu var, halkının büyük kısmı artık savaş istemiyor. İsrail'i terk edenlerin
sayısı artıyor. Olup bitenleri ise Amerika önleyemiyor.
Yaptığım analizlere göre; yukarıda izah ettiğim nedenlerden dolayı bir çıkış yolu aranıyor. Amerika'nın Ortadoğu'daki hegemonyası zamanla zayıfladığı için de,
İsrail gibi ikinci bir karakol kurma çabası içine girildi. Bu karakolun resmen ilanı ise ileriki zamana bırakılacak. Bununla birlikte Amerika kendi varlıklarını uzunca bir süre hem Türkiye'den hem de bölgeden çekmeyecektir. ABD
unsurları gitmedikçe de tehlike ve tehdit sürer. ABD, Irak'tan sonra savaşı Suriye ile yapacak. Suriye düşürüldükten sonra ise, İsrail'in
GAP'tan tutun Ermenistan'a kadar yolu açılmış olur. İran, bölgedeki savaşa
müdahale etmedikçe, ABD'nin Farisilerle savaşı göze alacağını tahmin etmiyorum.
Türkiye iki nüfuz bölgesine ayrıldı Başka bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İran iki
nüfuz bölgesine ayrılmıştır. Kuzeyi Rusya nüfuz bölgesi, Güneyi ise İngiltere nüfuz bölgesiydi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da aynısı oldu. Ama şimdi şunu kabul edeceğiz. Bizim için büyük utanç vesilesi olarak kabul etmemiz
gereken bir gerçek var. O da şudur: Türkiye ne yazık ki artık iki nüfuz bölgesine ayrılmıştır. İskenderun ile Samsun arasındaki hattın doğusu; Amerikan nüfuz bölgesi, Batısı da Avrupa nüfuz bölgesidir. Ve görülüyor ki Meclis'in
kararı olmadan Amerika, nüfuz bölgesini istediği gibi kullanıyor.
- Sayın Küçük bu çok ağır bir değerlendirme değil mi? - Amerika, Türkiye'yi iki nüfuz bölgesine ayırdı demiyorum ki. Türkiye çok büyük
zaafiyet gösterdiği için iki nüfuz bölgesine ayrıldı. Amerika'nın elinde olsa bütün Türkiye'yi tek nüfuz bölgesi yapardı. Ülkemiz ne yazık ki iki nüfuz bölgesine ayrılmış durumdadır. Amerika'nın İzmir'le, Bursa ile bir ilgisi
yok. Ama Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki her ilimizle yakından ilgilidir.
- Buna kim veya kimler neden oldu, niçin engel olunamıyor? - Ekonomik ve siyasal olarak çok zayıf durumdayız. Ayrıyeten bazı
yöneticilerimizin "gaflet" ve "delalet" içinde olmaları nedeniyle engel olunamıyor. Artık gayet açık. Osmanlıların son dönemlerinden bile çok daha utanç verici bir vaziyetteyiz. Amerika yanı başımızdaki
komşumuza saldırmak için hazırlık yapıyor, İstanbul Matbuatı ise sevinç ve çığlıklar eşliğinde "Kapılar açıldı" manşeti atıyorlar.
TÜSİAD gizli Yahudi hakimiyeti altında Bugün Türkiye'de hukuku
altüst ederek savaş isteyen ve Meclis'ten bir karar almaksızın Amerikan askerlerinin ülkemizin çeşitli bölgelerine yerleşmesini savunan ve bunu sevinçle yazan ve karşılayan TÜSİAD'dır. TÜSİAD savaşı ister, çünkü
Kripto-Yahudilerinin egemenliği altındadır. Kripto-Yahudi kavramı, bilimseldir, Yahudiler de kabul eder.
- Türkiye'de Kripto Yahudiler için ne deniliyor? - Kripto Yahudi; gizli Yahudiler demektir.
Eskiden Osmanlı döneminde Kripto-Hıristiyan da vardı. Kripto ifadesinde bir hakaret yoktur, gizli demektir. TÜSİAD'da kimlerin Kripto-Yahudi olduğunu bilirim. Onlar da beni bilirler.
- Bir kaç isim verebilir misiniz?
- Hayır... kusura bakmayın vermeyeceğim... Zamanla bazı kişileri açıklıyorum. Amerika'nın Türkiye üzerinden Kuzey Irak'a girme düşüncesini Bush'a, Kripto Yahudiler önerdiler. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın danışmanları arasında Kripto Yahudilerin olabileceğini söylüyorum. Kripto Yahudilerle ilgili bir tek isim verdim: Musa Anter.
Kuzey Irak'ta Yahudi Kürt Partisi bile kuruldu - Kuzey Irak'ta olup bitenlere ne diyorsunuz?
- Kuzey Irak'ta Kasım ayı içinde Talabani'nin izniyle Süleymaniye'de bir parti kuruldu: Kürdistan Yahudileri Milli Partisi.. Bu parti açık şekilde Süleymaniye'de faaliyet gösteriyor. Vahim olan nokta ise bu tablonun
ortaya çıkmasına Türkiye'nin seyirci kalmasıdır.
- ABD; Hıristiyanlığı, İsrail ise Yahudiliği temsil ediyor. Bu iki ülkenin çıkarları nasıl örtüşüyor? - Amerikan politikalarına yön verenlerin Yahudi
olduğu biliniyor. Amerika hiçbir zaman Avrupa'daki bazı ülkeler gibi "anti-semitist" olmadı. Amerika bir çok ülkeyi yanıltmıştır. Öteden beri Ortadoğu'daki karakolu İsrail olmuştur. Şimdi Ortadoğu'ya, dünyayı
karşısına alarak resmen yerleşmek istiyor.
Nethaber ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
|