 |
Amerika neden savaşta ısrar ediyor, neden Saddam'ı devirmek istiyor gibi soruların binlerce yanıtı var, herkes kendi cevabını bulmaya çalışıyor bu
aralar. Bunlar içinde şimdilerde en revaçta olanı bazı komplo teorisiyenlerinin bulduğu cevaptır sanırım. Bunlara göre Amerika'nın derdi Saddam'ı devirmek falan değil, asıl amacı Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurmak. Fakat bu
devlet bildiğimiz anlamda Kürtlerin yönetimde olacağı bir devlet olmayacak, İsrail'le bütünleşmiş bir büyük "İsrailistan" olacak. Argümanları da hazır. Bir internet sitesinde takma adla yazan bu teorisyenlerden
biri olan Uğur İpekçi'ye göre, bu alanın en büyük teorisiyeni olan Yalçın Küçük şu aralar bir kitap yazıyormuş. Küçük kitabında, Barzani ve Bedirhani ailelerinin Yahudi olduğunu ispatlamak üzereymiş. Biraz daha sabredersek,
Yalçın Küçük'ün kitabından, 18. yy'dan bugüne kadar başımıza gelmiş olan bütün o büyük belaların bir Yahudi komplosu olduğunu öğrenmiş olacağız. Bununla yetinmeyecek, Musa Anter'in, Cüneyt Zapsu'nun da Yahudi olduğunu
öğreneceğiz. (Biliyorsunuz, Yalçın Küçük, bundan kısa bir süre önce Orhan Pamuk'un da Yahudi olduğunu "ispatlamıştı". Herhalde, bir Türk'ün aklı bu kadar güzel roman yazmaya yetmez diye düşünmüş olacak.)
Yalçın Küçük bu büyük buluşu üzerine çalışadursun, Hürriyet gazetesinde 18 Şubat günü yayınlanan, "Barzani Ailesinin Yahudi Olduğu Ortaya Çıktı" başlıklı haberle, tarihi bir gerçek daha aydınlanmış oldu. Haberin
kaynağı, "Tarih ve Düşünce Dergisi"ne bu konuyla ilgili bir yazı yazmış olan tarihçi Ahmet Uçar...Uçar, "Kürt Yahudiler" adlı bir kitaptan yararlandığını söylüyor, ancak kitabın adını bile doğru
hatırlamıyor, çünkü A. Medyalı'nın yazdığı kitabın adı "Kürt Yahudiler" değil, "Kürdistanlı Yahudiler"dir. (Neyse bu kadar hata, bir tarihçide de olur.) Tarihçi Uçar, başvurduğu kaynaklarda, Kürtlerin
yaşadığı bölgede Yahudilerin de yaşadığını öğrenince, araştırmalarını derinleştirmiş. Osmanlı arşivlerinde, 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığı'nın özel ricasıyla Kudüs'e
sürgün edildiğine dair bir belge bulmuş. Ve kafasının içindeki ampul aniden yanmış. "Sallum" ve "Barzani" kelimelerini yan yana görünce, Barzanilerin Yahudi olduğunu hemencecik anlamış. Nereden
başlasam... Biliyorsunuz, Yahudiler dünyanın her yerine dağılmış olan bir kavim. Tabiatıyla bir kısmı da Mezopotamya'da Kürtlerle iç içe yaşıyorlardı İsrail devleti kurulunca kadar. Kürtlerle birlikte yaşayan Yahudiler, iki
grubu ayrılıyordu. Bir kısmı ticaretle, kuyumculukla, el sanatlarıyla uğraşırken, bir kısmı da toprak işleterek, Kürtler gibi yaşıyordu. Kürtler üzerine araştırma yapmış olan bütün Kürdologlara göre, Kürtlerin en önemli
özelliği dillerine karşı olan kıskançlıklarıdır. Yabancı bir dili öğrenmede müthiş bir direnç gösterirken, başkalarına kendi dillerini öğretmede o kadar esnekler. Kürtlerle birlikte yaşayan Süryanilerin, Ermenilerin,
Yahudilerin büyük bir kısmı Kürtçe bilir, fakat Kürtler bu dillerin hiçbirini bilmezler. Kürtlerle birlikte aynı yerlerde yaşayan Süryaniler, Ermeniler gibi, zaman içinde bazı Yahudi aileleri de, çeşitli nedenlerden,
dinlerinden vazgeçerek Müslüman olmuşlar. O ailelerin birkaçını ben de tanıyorum ve şu anda Yahudilikle hiçbir ilgileri yok. Bu tür ailelere Kürtler, "Binemal Cuhî" (Yahudi kökenli) diye çağırırlar. Yahudi aileler
Hakkari'de olduğu gibi, Barzan'da da vardı. Barzan bölgesinde yaşayan Yahudiler'e, "Bîrker" denir. "Bîr" geleneksel Kürt kıyafeti olan şel û şepik'lerin dokunduğu tezgahın adıdır. Burada yaşayan Yahudilerin
bir kısmı, Barzan ailesinin erkeklerine şel û şepik dokuyordu. Barzaniler de onlara gözü gibi bakıyordu. Hatta Barzaniler bunlara Bàdiyal adlı bir köy vermişti. İsrail devleti kurulunca da bir kısmı İsrail'e gitti, bir kısmı da
kendi köylerinde kaldı. Tabiatıyla, bunların içinde hahamlar da vardı, sanatkârlar da, çiftçiler de... Buralarda yaşayan ahali, soyadlarıyla çağrılmaz. Hangi köyde yaşıyorsan, oralısın ve soyadın o köyün adıdır. Yaygın kanının
aksine, Barzani adı sadece Barzani sülalesinden gelenlerin adı değildir. Barzan bölgesindeki aşiret konfederasyonuna mensup herkese Barzani denir. İşte Uçar'ın büyük buluş olarak bize sunduğu Sallum Barzani de muhtemelen, o
bölgede yaşamış olan bir Yahudidir ve Barzani ailesiyle hiçbir ilişkisi yoktur.
Tarih ve dedikodu Çünkü tarihçi Uçar'ın iddia ettiği gibi Barzan tek bir aşiret ve köyden müteşekkil değil. Barzani aşireti,
Beroji, Mizorî, Şàrvanî ve Dolemàri gibi dört aşiretten oluşan bir aşiret konfederasyonu. Bugünlerde, Doz Yayınları arasında çıkmış olan Mesut Barzani'nin babasının hayat hikâyesini anlattığı "Barzani" adlı kitabında
da belirttiği gibi, Barazi ailesinin kökleri Amediye paşalarına uzanır. 1600'lü yıllardan bugüne kadar gelen aile seceresinin içinde bir tane yabancı ada rastlanmaz. Aile, baştan beri İslam dinine bağlı, imam ve şeyhleriyle
ünlüdür. Amediye Paşası Zübeyir'in oğlu Mansur'dan Musul'da Osmanlılar tarafından asılan Şeyh Abdülselam 2, Şeyh Ahmet ve Mela Mustafa Barzani'ye kadar yaklaşık dört yüz yıllık tarih boyunca Barzaniler, hep otoriteye kafa
tutmuş, devletlerle yıldızı barışmamış, yerlerinden yurtlarından edilmiş, sürgüne gönderilmiş, çocukları hapishanelerde doğmuş, kıyıma uğramış bir ailedir. Tarihçi olmak iyidir, tarihi bilmek şartıyla. Dedikoduyu
üzerine kurulu tarih anlayışıyla bir yere varılmaz. Bizde tarihçi geçinenler, biraz da tarikatlar tarihini bilmiş olsalardı, örneğin Barzan ailesinden Şeyh Mehmet'in 1700'lerde, Nakşibendi tarikatının Tavil Şeyhlerinden
tarikatın liderliğini aldığını, bunu yıllarca sürdürdüğünü, çok sonları 1800'lerin başlarında da aynı sülaleden Şeyh Mehmet 2'nin Nehri Şeyhi Seyit Taha'dan tekrar icazet aldığını bilselerdi, bu sülalenin Yahudi olduğunu ileri
sürerek, bu kadar büyük bir cehaletin içine düşmezlerdi. Ama olur, biz de çoğu zaman yalan, tarihte gerçeklerden daha makbuldur. Tarihçi Uçar'ın Barazilerin Yahudi olduğunu dair bize bir kanıt olarak sunduğu Talaviv'de Mela
Mustafa Barzani'yi evinde konuk eden Haham David Gabay'ın, Barzan'dan İsrail'e göçmüş, Barzanilerin zamanında toprak verdiği, kendi okullarını açmaya yardım ettiği, kısacası kol kanat gerdiği bir Barzan yerlisi olduğunu nasıl
ispatlayacağız? O coğrafyada bu tür "iyiliklerin" aşiret kültüründe karşılığının bir gece konukluğu olmadığını, o kültürü bilmeyenlere nasıl izah edeceğiz Allah aşkına? Mezopotamya denilen bir kavimler arenasında,
kimin ne zaman, niçin, hangi amaçla nerede yaşadığı, kime misafir olduğu, ortak yaşam alışkanlıklarının nelere tekabül ettiği, bir dönem, halklar arasında bugün yaşandığına benzer bir kin ve nefretin pek revaçta olmadığı,
insanların dinleri, soyları ve dillerine göre ayrılamadan aynı topraktan beslendiğini anlatmaya çalışsak kim duyacak sesimizi? ===================================================================================
|