HATAQANAH HAMERKAZIT (Merkezi İstasyon)                  

Önemli günlerdeyiz. Bu günlere ‘Şnaim Asar’ da denebilir. Demek ki, 12’nin 21’e etkisi başladı. Sayın Süleyman Yıldızoğlu’nun yazısı sert ama özellikle ’dil’ bilgileri açısından yanlışları içeriyor ki bu pek önemli sayılmaz ve üzerinde polemik yapmayalım. Önce, her ne kadar sayın Yıldızoğlu, biz ona ’Kokab Sikal’ {Eski Mısır dilinde Şok edici yıldız anlamına gelir}’ diyoruz, ’bilmediğimiz şeyler şöyle, yoksa senin servisten olmadığına, şarlatan olduğuna inanacağız’ demeye çalışıyorsa da biraz dil konusuna değinelim. Sayın Salih Mirzabeyoğlu’nun söylediği gibi, Süryanice dili (daha doğrusu eski Süryanice ve Aramca) bütün dillerin anasıdır. Şimdi, ’çok bilinen’ bu konuyla ilgili biraz bilgi sunmak istiyorum ve böylece ’dil’le ilgili yorumlara katkısı olabilecektir:
Ana dil grubu Hamito-Semitik (Semitik / Sami) diller grubudur ve bu grup, her ne kadar modern cağ yazarlarının bir kısmı tarafından reddedilse de, dünyadaki bütün dillerin çıkış noktasını meydana getirir.
A ) Afro-Asiatic; Bu gruba ait diller temel olarak 4 dil ailesi olarak sınıflandırılır:
1-Mısır dili: Bu dil Nil vadisinde, kadim zamanlarda İ.Ö. 1000 yıllarına kadar konuşulan dildir.
a) Eski Mısır dili: 5. ve 6. Hanedanlar’ın piramidlerinde rastlanan yazıtların dilidir. Bu dil‚ Nilotic’ (Nil vadisi dili) özellikleri en çok taşıyan dildir.
b) Orta Mısır dili: Eski Mısır dilinden gelişmiştir. İ.Ö. 2500’lerden İ.Ö. 1500’lere kadar aktif olarak konuşulduğu sanılıyor.
c) Geç Mısır dili: Eski ve Orta Mısır diliyle önemli gramatikal farklılıklar gösterir.
d) Demotik: Resmi yazışma dilidir ve İ.Ö. 8. yüzyılın ortalarından itibaren kullanılmaya başlamıştır ve Roma dönemine kadar devam etmiştir (I.O. 4. yy).
e) Koptik: Roma ve Bizans dönemlerinde Mısır’da en çok kullanılan yazı Yunan yazısıdır ve bu yazı geniş olarak Demotik’i de kapsar. İ.Ö. 2. yy’da, metinler Mısır dilinde fakat Yunanca karakterle yazılmaktadır ki bi, Demotik ve Hyeroglif geleneklerini ortadan kaldıran önemli bir değişimi gösterir. Tevrat ta, Demotik’ten de 7 harfin eklenmesiyle, Yunanca kaleme alınmıştır ve yine edebiyat metinleri de öyle. İşte bu dil ’Koptik’ adıyla bilinir ve Yunanca ’Aigyptos’ (Egypt) sözcüğünden gelir. Bu dil paganizmden hristiyanlığa gecçişte de önemli bir işlev görmüştür. Bunun nedeni ise bu dilin, ’ecclesiastical phraseology’ (Kilisesel ifade / cümle) özelliğidir. Bu dil büyük ölçüde dinsel bir dildir. 16. yy’da ölü bir dil haline gelmiştir. Şu anda yalnızca Karnak’ın kuzeyinde bulunan Zainiya kasabasında birkaç aile bu dili konuşabilmekte / anlayabilmektedir. Bohairi lehçesi Kipti (koptik) Kilisesi’nin hala ibadet dilidir fakat telaffuzlar modern Yunanca karakterlerinkiyle aynıdır.
2-Kushi (Cushitic): Bu dil ailesi yaklaşık 70 tane küçük dili kapsar. Bu diller, Kızıldeniz kıyılarından Kuzeydoğu Afrika boynuzunun güney bölümüne kadar yayılan bir alanda konuşulmaktadır. Kushi dil ailesinin belli başlı alt-grupları şunlardır:
a-Kuzey Kushi (Bedya: Doğu Sudan’da konuşulur)
b-Merkezi Kushi (Agaw: Erithre ve kuzeydoğu Ethiyopya’da konuşulur): Bilin, Khamtanga, Qemant, Qwara, Awngi
c-Batı Kushi (Omotik: güneydoğu Ethiyopya’da konuşulur)
d-Doğu Kushi (Ethiyopya, Kenya ve Cibuti’de konuşulur):
-Yukarı ülke
-Aşağı ülke:
--Saho-Afar, Oromo, güney (Galaboid, Ba’iso, SAM) {Rendille, Bani, Somali}
e-Güney Kushi (Kenya’nın güneyi ve Tanzanya’da konuşulur).
3-Libiko-Berber: Mısır hariç bütün Kuzey Afrika’da konuşulur. Sahara Tuaregleri ve Kanarya Adaları Guanchoları da bu dili konuşurlar. Berberce konuşan Tuaregler’in ’Tifinag’ adı verilen bir yazıları da vardır ve bu yazı Fenike yazısına çok benzer. Kökleri de İ.Ö. 7. yy’a iner. Bu yazının Latince versiyonu (Latin karakterleriyle yazılan Tuaregce) resmi olarak Nijer ve Mali’de kullanılmaktadır.
4-Chadic: Batı ve merkez Afrika’da (özellikle kuzey Nijerya, kuzey Kamerun, batı ve merkez Cad’da) kullanılır ve ismini de Cad gölü’nden alır. Cadic dil ailesinin belli başlı alt-grupları şunlardır:
a) Batı: Hausa, Bole, Angas, Ron, Bade, Warji, Zaar
b) Biu-Mandara: Tera, Bura, Higi, Mandara, Matakam, Sukur, Daba, Bata, Kotoko, Musgu, Gidar
c) Doğu: Somrai, Nancere, Kera, Dangla, Mokulu, Sokoro
d) Masa: Masa, Zime
B ) Kuzey Sami:
a) Paleosyrian (Kadim Suriye dili): İ.Ö. 2400’lere iner. Kish uygarlığının dili olarak kabul edilmektedir. Yazısı Sümer yazısıdır.
b) Amorite (Amuri): İ.Ö. 3000-2000 arasında Kuzey Suriye ve Yukarı Mezopotamya’da konuşulan dil. Doğu Kenanca olarak da bilinir.
c) Ugaritic: İ.Ö. 14. yy’a iner. Kuzeybatı Suriye’de konuşulan bir dildir.
C ) Doğu Sami: Eski Akadça olarak da bilinir. İ.Ö. 2400-2000 arasına iner. Akad (Agade) kelimesi İ.Ö. 2265-2210 yılları arasında hüküm süren Agade-Sargon Sami İmparatorluğu’ndan köken alır. Akadça dili logogramlardan oluşur.
a) Eski Akadça: Akad-Sargon İmparatorluğu bu dili resmi dil olarak kullanmıştır.
b) Assyro-Babylonian (Asur-Babil) dili: Sami dilinin temel köklerinden biridir. İ.Ö. 1900-600 arasında kullanılmıştır. Ölü bir dildir ve yerini Aramice’ye bırakmıştır ancak İ.Ö. 1. yy’a kadar konuşulmaya devam etmiştir. Mezopotamya’da konuşulurdu.
c) Geç Babil dili: Güney Mezopotamya’nın dilidir. İ.Ö. 1000-600 yıllarına denk gelir.
D ) Batı Sami: Geleneksel olarak iki gruba ayrılır: Kenanca ve Aramice.
a) Kenanca: Kenan ülkesi güney Suriye ve Filistin’e tekabül eder. İbranice, Fenike dili, Ammuni (Ammonite), Moabca ve Edomca bu dilden türemişlerdir ve aralarında yalnızca İbranice yaşayan bir dildir. Eski Kenanca İ.Ö. 1800’e iner. İbranice ise İ.Ö. 1100’e inmektedir. Bu dilin, İ.Ö. 1100 ile İ.Ö. 200 arasında iki büyük lehçesi vardır: Kuzey’de İsrail dili ve güneyde Judahit dili. Tevrat’ın dilinin Mishnaic İbranice olduğu kabul edilir, özellikle Qohelet, Ester gibi bölümlerde çok temiz bir Mishnaic İbranice var. Mishnaic İbranice İ.S. 200’de konuşulan dil olmaktan çıkmış fakat edebiyat ve ibadet dili olarak devam etmiştir. Bugün İsrail’de konuşulan modern İbranice’ye ’Ivrit’ adı verilir. Fenikece, İ.Ö. 1200’e iner ve Byblos, Sidon, Thyre’den Akdeniz kolonilerine ve İspanya ve Fas’ın atlantik kıyılarına kadar olan bir alanda konuşulmuştur. Kartaca’da dilin, ’Punic’ adı verilen bir formu gelişmiş ve Numidia krallık dili olarak da işlev görmüştür. Ammuni dili, İ.Ö. 9. yy’dan İ.Ö. 6. yy’a kadar Asağı Ürdün Vadisi’nde Rabbath-Ammon civarında konuşulmuştur. Moabca, İ.Ö. 9 ila 6 yüzyıllar arasında Ölü Deniz’in doğu bölümünde konuşulmuştur. Edomca, İ.Ö. 9 ila 4. yüzyıllar arasında güney Ürdün’de ve doğu Negev’de konuşulmuştur.
b) Aramice: Erken Aramice dilinin İ.Ö. 9. yy’a kadar indiği biliniyor. Özellikle Suriye, Assyria, Kuzey İsrael ve kuzey Ürdün’de bunun izleri var. Yukarı Mezopotamya ve Assyria’da bulunan tabletlerde hukuki ve ekonomik dökümanların Aramice olduğu saptandı (Tell Al-Qaadi tabletleri). Resmi ve İmparatorluk Aramicesi, Pers imparatorluğunun resmi yazışma dili oldu. İ.Ö. 4. yy’da ise bütün yakın doğunun ’lingua franca’sı oldu.
c) Arapça: İslam öncesi kuzey ve doğu Arapça, Klasik öncesi Arapça, Klasik Arapça, Yeni Arapça ve Orta Arapça, Modern Arapça.
E ) Güney Sami:
a) Güney Arapçası: Sabai, Minai, Qatabani, Hadramiti, Modern güney Arapçası
b) Ethiyopya dili: Kuzey (Ge’ez,Tigra, Tigrinya), güney (Amhari, Argobba, Harari, Guraga, Gafat)
Semitik (Sami) dilleri bunlar ve içinde İbranice de var, Arapça da ama hepsinin atası Akadca, Aurca, Babilce, Süryanca… Adem peygamberin, Süleyman peygamberin, Davit peygamberin, İbrahim peygamberin, Musa peygamberin, İsa peygamberin ve Muhammet peygamberin ortak dili Sami dilleri, demek oluyor ki, Allah’ın en sevdiği ve en değer verdiği kullarının hepsi Sami dillerini konuşuyorlar öyleyse cennette de en sevilenlerin dili konuşuluyor ve melekler de bu dili konuşuyorlar.
Aşağıdaki isimler Türkiye’de ekonomi-politiğin belirlenmesinde başat rolü oynarlar ve bu sistemin içinde yani yönetici elit içinde onlara hayran olan önemli bir Sunni ve daha küçük ama keskin bir Alewi kitle vardır. Bektaşiler de öyle ama pek sevilmiyorlar yönetici elitin içinde, mağrur davranıyorlar ama Sabbataylar da Yahudiler de öyle değiller, Müslümanlar’la iyi geçiniyorlar ve işi iyi bilirler.
Hayrettin Uzun (şu anda 6. Kolordu’nun/Adana komutanı herhalde) konusu çok tartışıldı, bu general için Sabbatay dediler, yahudi dediler ancak biraz ikirciklidir bu. Gerilerden gelen bir yahudilik var ama çok gerilerde, yani epey bir arıtılarak gelmiş, ama Ahmet Kenan Evren mesela tamam, o sabbetaydır, yine Hilmi çok sağlam, tartışmasız, soyadını vermeyelim bir general Sait vardır Foça komando biriminde, o da çok kesin hatta Garih’e baskı yapanlardan biri odur doğru noktaya gelsin diye, yine Yalçın Küçük’ün iyi arkadaşları olan Erdem paşa, GATA’dan Ahmet paşa, Özdemir paşa, Atilla paşa, 3. kolordu’dan Arif Cem paşa kesindir ve Yalçın hoca ile iyi arkadaştırlar, yedikleri içtikleri ayrı gitmez ama Yalçın hoca arkadaşlarını söylemez, söylerse ordudaki saygınlığını yitirir. Genelkurmay kademesi zaten yıkılmaz bir armadadır, orada Güven Erkaya gibi, Çevik Bir gibi, Erol Özkasnak gibi bir jenerasyon gücü var sabbatayların ve kozmik daireler de sabbataylarındır, girilmesi zor. Bazı Yahudi-Sabbataist İşadamı ve Tüccarlar’ın listesi aşağıda, bunlar en etkinleridirler:

Atilla Orsel, Jack Kamhi, Alfred Simon Toledo, Alev Yaraman, Besim Ömer Dartan, Jeffy Kamhi, Leon Kastoryano, Sedat Aloğlu, İsmail Yanar, Cem Hakko, Vitali Hakko, Mikail İnci, İbrahim Karakaş, Ataman Onar, İshak Alaton, Demir Kunter, Vedat Behar, Ekrem Kent, Nahit Kemalbay, İzzet Garih, Tunç Tonger, Özcan Özenbay, İzi Gambaş, Bensiyon Pinto, Üzeyir Garih(öldü), Aabee Yoffee, Feyyaz Berker, Erol Lodrik, Tony Cauki, Suzette Leon, Leon Maraşlıoğlu(öldü), Ali Nuri Türker, Cem Boyner, Ali Osman Boyner, Feyyaz Tokar(öldü), Osman Saffet Arolat, İbrahim Özer, Yafes Öztürk(öldü), Rıfat Özyeğin, Tavit Köletavitoğlu, Osman Nuri Tever, Mustafa Dalman, Vitali Gatenyo, Ali Koçman, Mazalto Pinto, İnan Altunbaş, Nesim Malki(öldü), Aldo Kaslowsky, İbrahim Ar, Sami Kariyo, İzzet Ancel, Nedim Benaroya, Betsheva Barokaş, M. Kemal Turkantoş, Radi Dikici, Albert Baruh, Metin Özer, Yuda Leon Alaton, Edi Anter, Rozette Keribar, Erol Kiresepi, Emel Bedisel, Semih Özmen, Mordekhay Abraham, Sami Paker, Yahya Paker, Haluk Erçeber, Moris Eskenazi, Alper Paksoy, İzak Benlevi, İzzet Raul, Selim Alguadish, Pinyamin Teker, Aram Özönder (öldü), David Levante, Naum Efe(öldü), Cevher Abidin Özden (Kastelyano), Fahir Teker, Selim Edes, Malvina Pilati, Eti Levin(öldü), Rıfat Saul, Raffi Portakal, İzzet Sedes

Şimdi denebilir ki, bu kadın kendi soyuna ihanet ediyor, hayır bu doğru değil. Öyle dönemler vardır ki kartları açarsanız, öyle dönemler vardır ki tamamen gizlilik esasına dayanırsınız. Bu isimler yalnızca iş ve ticaret dünyasının önde gelenleri, üniversite, sanat, siyaset ve diplomasi alanındakileri ve kripto (uyuyan) yahudileri ve sabbatayları da buna eklerseniz, kadronun hem büyük ve hem de güçlü olduğunu görürsünüz. O nedenle gün gelir en kilit adamın bile ismi açıklanabilir, gün gelir sıradan bir elçinin bile hatta ilişkide olduğu en ufak marketin bile ismi saklanır.
Sayın Yıldızoğlu, uslubunuz sert olsa da söyledikleriniz ve söyle(ye)medikleriniz gerçekleri yansıtıyor, bunu sizi onaylamak, haklı göstermek ya da desteklemek için söylemiyorum. Yukarıda ismini saydıklarım ve saymadıklarımın hepsi bunu biliyorlar ve hepsinin de onayı alınmıştır, daha doğrusu onaylamamak gibi bir seçenekleri de yoktur, onlar da Türk ve dünya yahudiliğinin birer neferi olarak bu günlere hazırlandılar ve bütün katmanlarda emir bekliyorlar ve görevlerini bekliyorlar. Garih bu çemberden kopmanın ve ihanetin bedelini ağır ödedi. Türk yahudiliğinin yüreğinde bir yara açtı ve hiçbir Türk yahudisi onu yüreğinde taşımaz, dışarıya farklı mesajlar verse bile. Varlık Vergisi ile bütün sırlar ve bilgiler ABN-Amro Bank’ın İstanbul’daki kasalarında duruyor. Daha fazlasını açamam. Saygılarla

Sarah Aliye Rana   ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


YALÇIN KÜÇÜK’ÜN YAHUDİLER’LE İLGİLİ YORUMLARI
 

SİTEYE OY VER

 

Sayın Yalçın Küçük , Vakit gazetesine bir demeç verdi ve yahudilerden de bahsetti. Orada Musa Anter’in yahudi olduğunu yazıyor ve bu doğrudur. Nusaybinli olan bu aile yani Anter ailesi yahudidir. Hatta bir kolları Karaim, bir kolları da Task yahudisidir. Sonradan Kürt yahudileriyle akraba olmuşlardır. Kürtler arasında ‘Ape Musa’ (Musa Amca) diye tanınan Musa Anter’in dışında aynı aileden Muhammet Anter, Temirhan Anter, Yusuf Anter, İlkay Anter, Sulhiye Anter gibi isimler de siyasi olarak öne çıkmışlardır. Bu aile hem PKK’nin, hem PJA’nin (Özgür Kadın Partisi), hem KNK’nın (Kurdistan Ulusal Kongresi), hem T-KDP’nin (Türkiye KDP’si), hem HADEP’in, hem PKK-Vejin’in (Apdullah Öcalan’ın eşi Kesire Öcalan’ın kurduğu parti), hem de İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin içindedirler. Ayrıca CHP içinde de etkinlikleri vardır. Ailenin bir bölümü Almanya’da, bir bölümü İsveç’te bir bölümü de Hollanda’da yaşamaktadır. Musa Anter birçok ünlü sabbatay ve Türk musevisi ile birlikte yıllarca Suadiye’de ikamet etmiştir ve devlet içinde ciddi bağlantılara sahiptir. Yalçın Küçük bu bilgiye, muhtemel ki, Anter’in aile dostu olan Yaşar Kaya üzerinden ulaşmıştır. Küçük bir ihtimalle işe genelkurmay’a yakın bir kaynaktan veya, aynı orijin üzerinden Doğu Perinçek’ten almıştır.

Yalçın Küçük Tusiad’ın içinde yahudi kökenli dostları olduğunu ve bunların isimlerini veremeyeceğini söylüyor. Tusiad’ın içindeki yahudilerden kastı bilinenler ise onları ‘deşifre’ etmekten korkması garip çünkü onları hemen herkes tanıyor;
Jack Kamhi’yi, Jeffy Kamhi’yi, Sedat Aloğlu’nu, Cem Hakko’yu, İshak Alaton’u, Vedat Behar’ı, İzzet Garih’i (Üzeyir Garih’in oğlu), Tunç Tonger’i, İzi Gambaş’ı, Aabee Yoffee’yi kastediyorsa bu isimler bilinen isimler. Yok eğer Feyyaz Berker, Feyyaz Tokar, İbrahim Özer, Rıfat Özyeğin, Tavit Koletavitoğlu (David Kuldavidoğlu) gibi hakikaten ‘dokunulmaz’ ve dokunulduğu takdirde başa bela olacak kadar sıkıntı yaratabilecek olanlardan bahsediyorsa o zaman kaygısı anlaşılabilir. Ama bunların dışında Saul’lar, Pintolar, Özilhanlar, Caukiler, Levanteler, Charlar, Yeğinler, Özerenler, Özdenler, Pakerler, Gatenyolar gibi bir sürü isim de Tüsiad üyesi yani Tüsiad’ın içinde musevilerin ağırlığı büyüktür.

Yalçın Küçük başbakan sayın Erdoğan’ın danışmanları arasında da sabbatay-yahudiler’in olduğunu belirtiyor ve yine isim vermiyor. Bir tanesi
Egemen Bağış, diğeri Kürşat Tüzmen’dir. Güldal Aksoy da sabbataydır. Güldal Aksoy’la Bulgaristan dışişleri bakanı Solomon Pashi arasında akrabalık vardır.

İsrail’in eski büyükelçilerinden
Davit Nimrudi, İsrail eski savunma bakanı Yitzhak Mordekhay , Barzani ailesinden Evair, Nathaniel, Misham, Shumuel Barzani, İsmael Gazit gibi isimler bazı diğer ünlü Kürtler’dir.

Yalçın Küçük Barzani’nin babası Mele (Molla)
Mustafa Barzani’nin İsrail’i ziyaret ettiğini söylüyor ki, doğrudur. Orada Menahem Begin’in kardeşinin, Emma Rafailoviç’in, Nimrudi’nin, Sardana Rawan gibi önemli isimlerin evinde kalmıştır ve İsrail, Barzani ailesine her zaman yakın olmuştur ve hala da öyledir. Masud Barzani’ye karşı yapılacak bir saldırı, ister Türkiye’den ister başka Kürt gruplarından gelsin İsrail tarafından hiç hoş karşılanmayacaktır. Yalçın Küçük Apdullah Öcalan’ın yanına genelkurmay başkanlığının bir kanadını temsilen gittiğinde Barzani’yi PKK’ya öldürterek kürtleri çatıştırmak istedi ve bunu zorladı fakat Abdullah Öcalan bunu kabul etmedi. Türkiye ise Barzani’ye dokunmayı göze alamıyor ve alamaz da. Yalçın Küçük bütün bunları tam olarak bilmiyor aslında, gün gün ona kısıtlı bilgi veriliyor ve o da bunları basına açıklıyor.

Fakat onun dediklerini de doğru kabul etmek gerekir çünkü, ‘bilimsel’den çok ‘istihbaratsal’ bilgiler alıyor. Yani devlet ona kendi istediği kadar bilgi veriyor o da bilim adamı imzasıyla servis yapıyor. Rusya’ya gitmesi de, PKK’ya gitmesi de, Yön dergisi olayı da, Paris macerası da, FKF kuruluşu da hepsi ‘görev’le yapılmış işlerdir. Demek ki, devletin bir kanatsal gücü son zamanlarda sabbatay-yahudi’lerden ve onların devletteki gücünden rahatsız oluyor ve Doğu Perinçek, Yalçın Küçük gibi nasyonalist ve yasal islami güçleri mevzilendiriyor. Sanıyorum daha da fazla provoke edebilirler.

Sarah Aliye Rana   www.akademya.org   °°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°° SİTE İÇİNDE KELİME ARA


TARİHE KÜÇÜK BİR GÖNDERME

PicoSearch

 

Mossad, İBDA’ya (ve taraftarlarına) ‘M’kê’râthî’’ adını veriyor. Yani ‘bilinmeyen bir mekânda ikâmet eden’ anlamında. CIA ise ‘Secret’ (Gizli) raporlarında ‘Oyster’ (yemeye elverişli çift kapaklı, kavkılı yumuşakça; İstiridye) adını veriyor. İsrail temkinli davranıyor, henüz tam hüküm veremiyor. Devletle ilginiz konusunda emin değil, tam bir yere oturtamıyor o nedenle de ‘bilinmeyen yerin bilinmeyen adamları’ olarak değerlendiriyor. ABD ise hem ‘kavkılı’, ‘kapa(k)lı’, hem ‘yemeye elverişli’ hem de ‘yumuşak’ hükmünü veriyor. Bu daha atak bir davranış ama kuşku duyuyorum.

İsrail’in tanımını veya hükmünü tarih planına nasıl oturtabiliriz:
Nuh peygamberden itibaren ele almakta yarar var. Nuh’un üç oğlu var: Ham, Sam (veya Sim) ve Yafeth (Yafes). Ham, merkezi Mısır (Mizraim) olmak üzere Kuzey Afrika’dan Nil’in kaynağı olan Tanzanya’ya ve kısmen de Yemen’e kadar olan bölgeyi temsil eder. Bu kavil gereğince bu bölgeler İsrail’in büyük atası Nuh’undur ve tarihî miras bakımından da Ham’ın soyu sayılan Yahudiler’indir. Ham’ın kadim halkları; Anamîler, Kafturîler, Kasluvîler, Leabîler, Lidîler, Naftuhîler (Nafsuhîler) ve Pathrusîler (Petrusîler)dir.

Sam (Sim), Suriye, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan’ın büyük bir bölümü ve Kürdistan’ı kapsayan bölgeyi temsil eder. Sam’ın güney kabileleri (soyları) Abimeal, Almodad (Al-Mutad), Dikla, Yera’, Yobab, Selef ve Uzal’dır. Kuzey’de ise Filistinliler ve soyları vardır; Amorîler, Girgasîler (Kirkaşîler), Hithler (Hititler, Hetalar, Hetitler, Etiler olarak da adlandırılırlar), Hivîler, Yebuseler (Yebuşîler).

Yani, Hititler, Filistin soylu olup (nihâyet Nuh soylu) Türkler’le falan ilgileri yoktur.
Dikkat edilecek olursa Türkiye devleti kendine Anadolu’da bir kök arayıp bunu Hititler’de buluyor ve eskiliğini vurgulamaya çalışıyor. Korkusu boşuna değil çünkü, kimilerine göre ütopik-mistik bir tarih anlayışı olan Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) ideolojisinin uygulamalı politikaya evrilişi İsrail ve yahudilik açısından ayakları bayağı yere basarak yürüyor. Meselâ Hitit’in başkenti olarak Çorum civarındaki Boğazköy (Hattuşaş) gösterilir. Yahudilik orada çok kuvvetlidir. Burada Ben-i Ham’dan (Ham oğulları) eski bir klan vardır ve bunlar Aşkenaz’dır. Sabbatay falan değil. Bunlar Nuh’a bağlıdırlar ve gizli Tufan ayinleri de yaparlar. Bu çevrede hem Alevi-Bektaşilik içine, hem Mevlevîliğe hem de Melâmîliğe sızılmıştır. Bunlar sureta Müslüman olsalar da sireta Aşkenaz yahudileridir ve Yahve’ye dua ederler ve Nuh peygamberi kutsarlar. Ahmet, Mehmet, Hamdi, Mahmud, Şakir, İsmail isimleri yoğundur. İdeolojinizin kurucusu olan ve yahudiler tarafından da bir dehâ olarak kabul edilen Necip Fazıl Kısakürek, hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir dönemde Melamileri çözümleyip deşifre edebilmişti. Kaldı ki, Melamilik ve Kalenderilik bütün Müslüman kesimlerde saygı ve hürmet uyandıran bir topluluktur ve onlara dil uzatmak kolay değildir. Fakat Kısakürek bunu yapabildi. Fakat sizin bu konuyu bilerek ya da bilmeyerek işlememeniz bence bir eksikliktir. Yani, Türkiye’nin tam da benim atam-dedem, soyum-sopum dediği yere Nuh’un soyları sert bir cevap gibi oturmuştur. Bunu Kısakürek de biliyordu fakat yazmadı, muhtemelen zamanının gelmediğini düşünüyordu. Ama yakın çevresindekilerle bunu paylaşıyordu ve hatta İhsan Sabri Çağlayangil’den kendisine bu yönde aracılı bilgi geldiğini biliyorum. Ama gündemleştirmedi. Yine ‘milliyetçi’ olduğu düşünülen Osman Bölükbaşı’ya da, ki Kırşehirli’dir, bu konular ulaştırılmıştır herhalde o da üstünü örttü, belki Türkeş aracılığıyla bir anlaşma olmuştur. Sizler bu konuyu da araştırabilirsiniz.

Yafes’in bölgeleri ise Dacia’dan (bugünkü Romanya) Hazar denizinin doğu kıyılarına kadar uzanan bölgedir. Bu alanda Gürcistan yoğun olmak üzere Aşkenazlar var ve bunlar Arnavut Ehl-i Beytçileri’yle ve bazı Türkiye ve Balkan alevileriyle çok iyi ilişkiler içindedirler.

Kürdistan alanında Sam’ın soyları vardır ve kuvvetlidir. Özellikle Bedirhanîler’le çok iyi ilişkiler kuruldu tarihte ve hala sağlamdır. Bedirhan Beğ bunların bir kısmına açık-örtülü değinmişti. Nakşibendî ve Qadirî soyları çok sert çıkarlar. Fakat son zamanlarda onlar da belli bir yumuşamaya girdiler. Kürdistan’da tarihî fonksiyon yürüyor, bir sorun yok. Türkeş takımı sayesinde Azerbaycan sahasına rahat girlebildi. Görüldüğü gibi Yahudilik ideolojisi tarihî misyonuna tamamen bağlı olarak yürüyor. Devlet Aşkenazlar’a hiç dokunamaz, belki biraz Sabbatayları rahatsız edebilirler ki, o bir kayıp sayılmaz.

Yahudiliğin tarihî yürüyüşünü tam olmasa da kısmen anlamlandırabilen (ütopik olarak değil somut-maddî olarak) iki güç var ve İsrail bunları ölçmeye çalışıyor. Birincisi Türkiye alanında tarihe değişik bir pencereden bakakabilen ve Necip Fazıl Kısakürek’in mirasını az çok sahiplenen İBDA hareketi ki, bu hareket henüz tam şekillenememiştir ve araştırma aşamasındadır denilebilir fakat izleniyor ve ‘mekan’ı ve ilişkileri bilinmeye çalışılıyor. Diğeri de ideolojisinden ziyade sosyal faaliyetiyle ve kurumlaşabilmesiyle göreli de olsa bir başarı sağlayabilen Hizbullah hareketidir. Askerî açıdan Yahudilik için bir tehlike teşkil etmiyor ve üstelik Şiiliğin içine çoktan enfiltre olundu. Bu açıdan İran ve türevleri bir tehlike teşkil etmez. Fakat eğer İBDA, bağlantılı yürüyorsa bunu anlamak lazım.

Yahudiler genelde para puldan başka gözleri hiçbir şey görmeyen ve dünya ekonomisini kontrol eden bir toplum olarak bilinirler. Bu yüzeysel bir bakış olup felsefeden ve bilimden uzaktır. Yahudiler tarihsel bağlılıkları ve dirençleri sayesinde 1900 yıllık bir hasretten sonra İsrail gerçekleşmiştir. Küçücük bir askerî kuvvetten dünyayı sarsabilecek bir askerî güce ulaşmıştır. Bunu sadece parayla izah edemeyiz. Burada tarihe iman etmek ve bunu ölümüne istemek vardır. Yahudilik İBDA’ya biraz böyle bakıyor. Ve, tarihe bakışınızı İslam tasavvufuyla besliyorsunuz, yahudilerin Kabbalah’la beslediği gibi. Tarih’le Yahve arasında vazgeçilmez bir bağ olduğuna inanıyorlar.

Son tahlilde yahudiler, kendileriyle alay edip deli muamelesi gösterenleri şimdi kendi uşakları haline getirebildiler. Sizin tabirinizle bu ‘gaflet’in devam etmesi yahudiliğin lehinedir. Fakat en ufak bir ‘delice’ tarih yorumu ve o yolda dirençli bir yürüyüş de, diğerlerinin olmasa da Yahudiliğin dikkatini çeker ve olayı ciddiye alır.

O nedenle size henüz tam bir mekân biçilememiştir fakat bu arayış vardır. Ancak tüm bunlardan kendinize özel bir pay çıkarmanız da yanlış olur. Yakında mekânınız itilmeniz / çekilmeniz ihtimalini de gözönünde tutunuz çünkü Necip Fazıl’ı tam olarak algılayamadığınızı düşünüyorum. Bir dahaki sefere uzun uzun Kabbalah’ı yazalım ve inancın nelere kadir olduğunu gizemle araştıralım. Saygılar.

Sarah Aliye Rana   ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
 

YALÇIN KÜÇÜK VE NAZIM HİKMET
Sayın Yalçın Küçük çok beğendiğim ve revize edilmiş Tekelistan kitabında, benden de övgüyle bahsetmiş ve İbda’ya yakın adreslerde dolaştığımı söylemiş. İbda ile sadece ben ilgilenmiyorum, ilgilenen çok ama gizli diyelim, aynı sayın Küçük gibi...

Şu ana kadar Yalçın Küçük´ün Nazım Hikmet Ran ile alakalı bir değerlendirmesini hatırlamıyorum.

Anneannesinin büyük dedesi Musir Mehmet Ali Paşa. Gerçek adı: Huguenot Marque de Magdeburg. Huguenotlar, çok büyük bir Kalvinist aileden iniyor. Reform hareketinde öncüler ve Din savaşlarında protestan kilisesini kurmak için kayıp veriyorlar... Aralarında çok sayıda Musevi var... Aslen de Museviler...
Dedesi, Ferit Mustafa Celalettin Paşa. Gercek adı: Konstantin Borjensky. Polonyalı. Polonya ve Amerikan kaynakları, ´jewish genealogy´ (yahudi secere) olarak gösteriyor, kesinlikle Musevi.
Annesi Celile hanım, aktris, şair ve keman çalıyor. Babası Hikmet de, şair ve sanatçı.
Avrupa´da ilişki kurduğu ünlü isimler de Musevi: Jean-Paul Sartre, Louis Aragon, Ehrenburg.
Nazım Hikmet Ran (Borjensky) müstear adlar kullanıyor: Nurettin Esfak (Nurlu Safaklar olarak adapte edebiliriz), Ercumend Er, Abraham (Ibram) Sabiri.
Selanik doğumlu ve ailesi Selanik bürokrasisinin üst düzeyinde.
Nazım Hikmet Borjensky soyunun Derviş, İpekçi ve Baran(sky) soylarıyla ilişkisi var...
Garip ve şaşırtıcı olarak Bir Kürt Musevi´si olan sayın Yaşar Kaya´nın da Baran(sky) soyuyla ilgisi var.
Yalçın Küçük, İbda´nın adını anmakla bir mesaj vermek istiyor olabilir. Şimdilik bu kadar. Selamlar.

YASAR KAYA VE BAR(A)ZANİ
Musir Ali Paşa´nın da ait olduğu Huguenot musevileri Connecticut´ta yoğundurlar. Bunlar arasında ABD siyasetinin en önemli simalarından olan Abraham Ribicoff´u en başa yazmak gerekir. Onun yanında Hermann Kopplemann ABD Kongresi´nde yerini alan önemli bir Huguenot musevisidir. Milton Kuskovitch, Dr. Nathan Mayer ve David Tomashewsky de Huguenot´lardir. Nazım Hikmet Ran´in akrabalarını sayıyoruz.

HAIM NAUM BARAN
Bildiğimiz ismiyle Kurt musevisi siyasetçi Yaşar Kaya. Polonya musevilerine uzanıyor. 2. Dünya Savaşı´nın ünlü siyonistlerinden Boleslaw BARAN. Asli Krakow ve dönme bir Protestan din adamı.

Sayın Yaşar Kaya´nın 2. Dünya Savaşı sırasında ölen ve Israel´in şehitler defterine giren 3 yakını var:
Aharon Baran , Hanuk Baran ve Isaah Agal Baran.

İstanbul'da da Baran ailesi var. Sayın Prof. Dr. Yalçın Küçük bahsetmiyor. Bilgidir, kendisine aracılığınızla iletiyorum.

Moshe Bar(a)zani Barzani klaninin Jerusalem´de yaşayan akrabalarından biri. Alkolsüz içecek fabrikası vardır. Babası Asher, Lehi´nin üyesidir. Israel´in kuruluşu için birçok eyleme katılmıştır. Bir İngiliz binbaşısının da ölümüne yol açmıştır. Israel´de bir kahraman olarak kabul edilir.
Morris Barazani Ünlü bir ressamdır. Ilinois Sanat Akademisi´nde hocadır.
Daniel Barazanî ABD Kimya sanayisinin önemli simalarından biridir. Dan Chemicals´in sahibidir. Mesut Barzani´nin

ABD´deki en yakın ilişkilerinden biridir.
Dina Barazani Jerusalem´in ünlü yontucularındandır.
Ron Rubin Barazanî New York´un ünlü psikologlarındandır.
Susannah Barazanî Yale Üniversitesi´nde psikoloji hocasıdır.
Yeshayahu Qoren Barazanî Ünlu Israelli tarihçi.
Avner Barazani Israel ordusunda generaldir.
Asenath Barazani 17. yüzyılda yaşamış ünlü bir din adamıdır. Kabbala ilgili yazıları vardır.
Barazani Aharon Israelli ünlü yazardır.
Nahum Barazani Israelli ünlü işadamıdır.
Yehuda Barazani Israelli ünlü sanatçıdır.

Yosef Ben Hayyim al´Barazani 10. yüzyılda yaşamış ünlü bir şairdir. Iraklıdır. Irak museviliğinin ve kültürünün en önemli simalarından biridir ve Irak Barzanilerine isim vermiştir. Piyyutim adı verilen şiirleri Ibranilik´in gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Bu şiirleri daha sonra Endülüs´te de çok popüler olmuştur. Şiirleri birçok sinagogta ilahi olarak okunmaktadır.
Barazani ismi de, Bağdat yakınlarındaki Baradzan şehrinden gelmektedir. Bütün Barzaniler isimlerini buradan alırlar ve eskiden musevilerin yoğun yaşadığı bir yerdir. Barazani´nin yazdığı bir Bahar Bayramı için Dua Kitabı da vardır:

The Creator created creatures with wisdom And wisely ordained orders six
The orders of creations in six days done With them separated from servants of Asherim
He rescued his race from the burdens of Egypt Six hundred thousand came out free as birds Carrying banners through the long night Eating paschal lamb, matza and bitter herbs In the original, a strict metrical pattern is observed: a single consonant-vowel-consonant end-rhyme runs all the way through; it is for the most part comprehensible to the reader of modern Hebrew (though it could be stressed to him that the fourth line refers to the separation of Abraham from idol-worshippers) and we are particularly enchanted by the use in line six of the word drorim, which refers both to swallows (the birds) and to liberty and is used here in the sense of being set free.
It is customary not to pester research in its ivory towers or bring folklore and customs (such deceptive word when it is a matter of tradition, heritage and prayer) to its gates. However, with the publication of this excellent, painstaking and explanatory book by Tova Beeri, we are moved to offer some traditions that reach almost into our own times.
Iraqi Jews have preserved a taste for and a connection to the phraseology of piyyutim and sounds that over time (since the days of Yosef ben Hayyim al-Baradani) have changed, tended this way and that and adjusted themselves to various tastes.
Babylonian Jewry has maintained its loyalty to Hebrew hymnology not only in the synagogue and on Jewish holidays but also on festive occasions like weddings, redemptions of the first-born, celebrations of the birth of a daughter and bar mitzvas. Iraqi Jews would use a term like shevahot (praises) in reference to these songs. Some of the hymns of the classical prayer-poets, that are also common to the other Sephardic Jewish communities (Ibn Ezra, Yehuda Halevi, Yisrael Najara) were known to worshippers and Babylonian Jews added some of their own composition. In early modern times, for example, Aharon Sasson bar Eliyahu Nahum, a teacher with Zionist leanings, wrote a sequel to Yehuda Halevi's poem "O Zion, Will You not Ask" and poured contents of his own into the concepts of exile and redemption.
The Babylonian rabbis themselves also wrote hymns and some were sung on holidays. Mostly this was Hebrew poetry, but sometimes there was festive use of Judea-Arabic. Among the Babylonian rabbis whose hymns became part of the liturgy were R. Yosef Hayyim, who is also known in the area of religious law (his book "Ben-Ish Hai" is also esteemed in Ashkenazi yeshivas). The rabbi's wife, known as Osnat the Poetess, became a favorite with the public. She lived in the 17th century, but her family (a branch of the Barazani family) from northern Iraq came to Israel. Some of her descendants are living here, among them the poet Leah Hass Bar Haim. The Ben-Zvi Institute in Jerusalem and the Babylonian Jewish Heritage Center in Or Yehuda gave a push to the task of collection and preservation in this field that is important both in terms of literature and in terms of music. In 1970, Dr. Abraham Ben-Yaacob published a book on the poetry and piyyutim of Babylonian Jewry in recent generations and in 1984 he published "Rabbi Yosef Hayyim of Baghdad." The significant work of recording and collecting often bears fruit, and has been greatly aided by Prof.Yitzhak Avishur and Prof. Amnon Shiloah. The president of the Sephardi Federation of the UK, Sami Shamoon, initiated the printing and free distribution of a cassette of piyyutim for the Sabbath. Further examples of the cultural awakening of Babylonian Jewry in the area of preservation are, for example, the activities of cantor Nadiv Herzl, the son of Avraham Nadiv who, for his many renditions of shevahot became known as Abu Shebahot, the activities of publisher Sallah Bar Yaakov Mansour who brought out "Sefer hashirim tehillat yesharim hashalem" and the work of other preservers of traditions, among them Eli Gabbai, who edited "Hibbat hapiyyut."
 

ANTER (Kurt Musevisi, bilge Moshe (Musa)Dahmir Anter´in anısına.)

Selim Anter: İstanbul´da Veskim Kimyevi madde ithalat ihracat şirketini sahibi
Saide Moshe Anter: New York´taki St. Elias kilisesinin yöneticilerinden biri.
Dvir Moshe Anter: IDF (Israel Deniz Komandolari) generallerinden.
Moshe Haim Anter: Krakow siyonist örgütünün kurucularından.
Haim Lewi Anter: Ukrayna Musevi cemaatinin kültür sanat işleri sorumlusu.
Rahamim Anter: Kenya Musevi cemaatinin üyesi (Liqud Partisinin finansörü)
Seppo Arvo Anter (Antner): Finlandiya Mühendisler Odası yön. Kr. Üyesi (Optik Muhendisi).
Wanya Anter: Kiev veteriner fakültesi profesörü.
Faruk Anter: National Research Center-Soil and Water Use Dept.-Dokki—Cairo.

 

Adam Aronson Anter: New York´ta bilgisayar şirketi Aran´in sahibi.
Rabbi Shimon Kerner : Torah uzmanı, din adamı. Kerner soyadı Anter soyadıyla aynıdir. Üst soy ortaktır.
Yair Kerner: Ben Gourion Üniversitesi Signal Processing in Communication bölümünde profesör.
Yitzchak Kerner: Bar Ilan Üniversitesi senato başkanı.
Lenore Kerner: Miami´nin en büyük emlakçısı.
Judith Rosalyn Kerner: Harvey A. Goodstein´in kardeşi.
Jeffrey Moshey Kerner: LIJ Medical Center Kulak Burun Boğaz Klinik şefi/ New York.
Rooney Kerner: Matematik-Fizik profesörü. New York State Üniversitesi.
Alex Kerner: Krakow musevi cemaati teknik işler başkanı.
Dr.Ya’akov HaKohen-Kerner: Jerusalem College of Technology, Computer Science hocası.
Ahmed Anter: Kahire Un´de biyoloji hocası.

Anter soyadı; Andre, Andrew, Anro, Andru, Andruy, Ander, Amter, Andros, Anater, Kenter (Kerner-Anter; sayın
Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter örneklerinde olduğu gibi), Kunter (Kurt-Anter, Kurner-Anter; sayın Erman Kunter örneğinde olduğu gibi), Anker (Anter-Kerner. Samil Anker, Hamit Anker örneğinde olduğu gibi. Ayrıca Almanca´da ´Çapa´ anlamına gelen Anker´in Türkiye´deki izdüşümü olarak sayın Çapa ailesi örneğinde olduğu gibi, Karter, Karuner; Karou-Anter. Sayın Mehmet Ali Karter ve sayın Azmi Karuner örneğinde olduğu gibi) biçiminde de kullanılmaktadır.

Sayın Prof. Dr. Yalçın Küçük´e katkılar:
Ya Awdi
Gul sinagogu ve Hammam-e Yahudiha: Yahudi hamamı. Afganistan´in Herat kentinde bir sinagog ve bir hamam. Abdulla Gulhataj: Rus (Karaim) Musevisi, film yönetmeni. Ibranice ´Gul`: Bir daire oluşturarak mutluluk ve neşe içinde dans etmek. Gil-Gul, Gil-Gal, Gil-Gul: Dönmek. Gilgul HaNefesh: Ruhun Çevrimi, döngüsü. Obadiah Gulgi: Lehi militanı.
                                                                                                                                          
Sarah Aliye Rana www.doststrateji.net