 |
Türk Milliyetçiliğinin ortaya çıkışında çok önemli olan oryantalistik çalışmaların içinde Türk Milliyetçiliğini teorik ve pratik sahiplerini en
çok etkileyenlerin başında Fransa Yahudisi Leon Cahun’un geldiği bilinmektedir. Cahun’un, bizi en çok ilgilendiren yönü görüşleri içinde çok baskın olan, "Müslümanlığın Türklerin dehasına ters düştüğü, gerçek Türk ruhunun
Kutadgu Bilig gibi eserlerde olduğu, Türklerin Osmanlı İslamı dışında kimliklerini Orta Asya’da araması" temalardır. Mustafa Kemal’in en beğendiği yazarların başında Cahun’un geldiği de bilinmektedir. Cahun kadar
meşhur olmasa da, yazdığı eserle, Ergenekon Destanı’yla, en az onun kadar Türk Milliyetçiliğinin dünden bugüne gelişmesinde, Türk kimliğinin oluşmasında önemli olan yine Fransız uyruklu olan Türkolog De Guignes olmuştur. De
Guignes Yahudi midir; bilmiyorum, araştırmak gerekiyor. Birinci soru budur. Ancak yazdığı eserin Sabetaycılıkla bağı nedir, onu da sorgulamak gerekiyor. Kontrgerilla’nın Türkiye’deki adı, yerli adı Ergenekon’dur ve bu
isim de, Albay Ergenekon kod adlı Turgut Sunalp’ten gelmektedir. Turgut Sunalp’i ve bağlarını defalarca yazdık : Kuşkuya yer vermeyecek şekilde sağlam bilgilerimizle ilk defa Mavera’da yazıldı; Sabetaycıdır. Ergenekon
Destanı’nda, Göktürkler’den sağ kalan tek çocuk, bir dişi kurtla kurduğu ilişkiden doğan 10 oğlan çocuk doğar ve bu on çocuğun her birinden de, bir soy ortaya çıkar… Destan böyle sürer gider ancak devamı şu anda önemli değil.
Bu kurttan doğan 10 çocuğun isimleri nedir ? İkinci soru budur. Bu vesiyle Müren’e de değineyim. Sabetaycılar (Zeki Müren, Berna Yılmaz vs) neden bu soyadını çok sevmişler acaba… Mavera-Gökyüzü
Cahit Sıtkı,
Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Aksiyonda röportaj yapılan Yasemin Pirinçcioğlu’nun dedesi Arif Fevzi Pirinçcioğlu’nun babası ile Ziya Gökalp’in
annesi kardeş. Arif Fevzi Bey, Ziya Gökalp’in dayısının oğlu. Anlatıma göre, Arif Fevzi’nin babasının kız kardeşlerinden, diğer üç kız kardeşten olan çocukların birisi Cahit Sıtkı Tarancı, diğeri Ziya Gökalp ve Süleyman Nazif.
Demek ki, Cahit Sıtkı, Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp üçü teyze çocukları. Anlatımdan çıkan sonuç bu . Yasemin Pirinçcioğlu’nun annesinin, geçenlerde ölen Halide Edip’in asistanı da olan Hayrunisa İnci Hanım, teyzesi Selçuk
Yaşar’ın annesi. Yani, Hayrunisa İnci Hanım’la, Selçuk Yaşar teyze çocukları.
Pirinçcizadeler Yasemin Hanım’ın baba tarafı, Selçuk Yaşar’ın annesi olan kadın ise Yasemin Hanım’ın anne tarafı, bu ailelerin -Sabetaycı
olmaları dışında- bir bağı yok. Baba tarafı Diyarbakırlı, anne tarafı Rodos’lu. Hiç evlenmeyen miletvekili ve bakan olan Vefik Bey (Yasemin’in amcası), Varlık Vergisi’nin uygulamadaki başı olan kişi. Yasemin Hanım’ın annesi
Hayrunisa İnci Hanım, baba tarafından Gelenbevi Ailesi’nden.
Ziya Gökalp, İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır Şubesi’ni kuranlardan birisi, İttihat ve Terakki’nin 1909’da Selanik’te yapılan kongresine üye olarak katılmış
ve 1910’da da Cemiyet’in Selanik’teki İdadi’sinde sosyoloji dersleri veriyor. (Kaynak : Cumhuriyet’e Devreden Düşünce Mirası - Tanzimat ve Meşrutiyet’in Birikimi, İletişim Yayınları, 2001) Gökalp soyadı Sabetaycıların Levi
yani Türkçe anlamı Kalp, Bağlı olan kabilesinden gelenlerin bunu - bu anlamları bilenlerin anlaması için ve aileye de kendi soyunu unutturmamak için- aldıkları bir soyad.
Soyadı kanunu çıktığı zaman, Sabetaycıların
elinde olan TDK, gazetelere, alınabilecek isimler diye listeler veriyor ve pek çok kişi ya da nüfus memuru bu listelerden ya beğendikleri için ya da rastgele bu soyadlarını alıyorlar. (Bkz. İstanbul Sevi’nin yazıları) Böylece,
o soyadından olan ama Sabetaycı olmayan pek çok aile ortaya çıkıyor. Sabetaycılar da bilerek, isteyerek adeta bir karambol ortamı yaratılarak, içinde inançlarının, dinlerinin gererği olarak istedikleri ve soylarını belirten
isimleri alıp dinen, vicdanen rahatlayıp, gelecek kuşaklara da hangi kabileden geldikleri de unutturulmamış oluyor. Bu isimler bir şifre niteliği de oluyor. Birbirlerini de böyle tanıyor ve anlıyorlar.
Şişli Terakki Mezunu İki İsim Yakında sürpriz, çok meşhur isimler yazacağım. Bu arada bu iki ismi de yazayım dedim. -Meral Abasıyanık, 1937 doğumlu, 1954 Mezunu, Adapazarı doğumlu, baba adı Ahmet Faik. Şair
ve Yazar Sait Faik Abasıyanık da Adapazarı doğumlu.
-Rifat Mürseloğlu, 1937 mezunu, 1915 Antakya doğumlu, baba adı Ahmet Cevdet. "Hasan Celal Güzel’in dayısı Ali İhsan Göğüş’tür. Kıbrıs Türktür Cemiyeti,
6-7 Eylül tezgahında baş rolü oynuyor ve yakıp yıkmalarda ve öncesinde görevini yapıyordu. Bu cemiyetin tanınmış üç üyesi A. Emin Yalman, Orhan Birgit ve Ali İhsan Göğüş’tü. Orhan Birgit ve Ali İhsan Göğüş, uzun yıllar CHP’nin
ağır topları oldular. Bu ikili daha önce de birlikteydiler zaten. Gazeteci Zeynep Göğüş’ün (Dinç Bilgin’in yeni Yüzyıl’ını ve Yeni Binyıl’ını çıkaran Okay Gönensin’in eşidir) de babası. Ali İhsan Göğüş’ün bir diğer akrabası da
Hatay’ın ilk Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen. Tayfur Sökmen’in oğlu Murat Sökmenoğlu bugün MHP’den TBMM Başkanvekilliği yapıyor. Sökmen Ailesi (ki aile lakapları Sökmenoğlu falan değildir, bu soyad sonradan hiç bir bağ olmadan
alınmış; lakapları Mürseloğulları’dır) Hatay’a sonradan gelen ve pek çok araziyi üstüne yolsuzlukla geçiren bir mütegallibe yönetici. CHP’den Turizm Bakanlığı da yapan Göğüş’e bir diğer yakın akraba da MHP’li Alpaslan
Pehlivanlı. Gökyüzü
Hamdullah Suphi Tanrıöver
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Numune-i Terakki’den mezun olan ünlülerden birisi Hamdullah Suphi Tanrıöver. H. S.
Tanrıöver’in ismi aslında daha önceki yazılarımızdan birinde dolaylı olarak şöyle geçiyordu : Kimyacı M. Emin Derviş Paşa
(1817-1878) Feriköy’de gömülen Suat Derviş’in dedesi. Müşir (Mareşal) Maarif Nazırı; Tülay German’ın eşi Erdem Buri’nin büyük dedesi. Suphi Paşa ve H. Suphi Tanrıöver ailenin diğer üyeleri, Divanyolu 3. Ada’ya gömülmüş.
H. S. Tanrıöver, Maarif Nazırı Abdüllatif Suphi Paşa’nın oğlu, Samipaşazade Sezai’nin de yeğeni. Samipaşazade Sezai de yazılarımızda geçmişti ve şöyle yazmıştık : M. Sabri Paşa
(?- 1879) : Cihan Seraskeri, Müşir, Tophane Nazırı, Ticaret Nazırı, Vali Abdurrahman Sami Paşa :
İlk Maarif Nazırı (1857-1860) Maliye Nazırı A. Suphi Paşa ile yazar Sami Paşazade Sezai’nin babası. Divanyolu 3. Ada’ya gömülmüş. Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1920 yılında Sabetaycıların ve masonların kalelerinden Basın
Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (o zamanki adıyla Matbuat ve Neşriyat Umum Müdürlüğü) yapmış. (http://www.byegm.gov.tr/BASIN-YAYIN/genelmudur.htm)
H. S. Tanrıöver ünlü Türkçülerden birisi
olarak Türk Ocaklarının da kurucusu ve bu yüzden ülkücüler kendisini çok seviyor. Hamdullah Suphi Tanrıöver milletvekilliği, bakanlık, elçilik, yazarlık, yayıncılık da yapmış ve İstiklal Marşı için yarışma açtıran kişi aynı
zamanda. İkinci ünlü Numune-i Terakki mezunu Ressam Avni Lifij. Avni Lifij’in hayatının anlatıldığı web sitesinden Lifij’in daha sonra Yahudilerin okulu olan Alyans (Alliance) Okuluna da devam ettiğini öğreniyoruz. Avni
Lifij’in ismi de daha önce dolaylı olarak, Zincirlikuyu A Adası’na gömülü ünlülerden bahderken şöyle geçmişti : Nejat Şirel Heykeltraş, Mustafa Kemal’in çoğu heykelini yapan kişi, Güzel sanatlar Akademisi Müdürü, Ressam Avni
Lifij’in kayınbiraderi.
Üçüncü Numune-i Terakkili ünlü Cahit Sıtkı Tarancı ve onun ismi de "ister istemez" yazılarımızda, Yaşar Holding ve Ziya Gökalp bahsinde geçmişti : "Ünlü boya markası DYO’nun açılımı
Durmuş Yaşar Oğulları’dır. Durmuş Yaşar, bugünün Yaşar Holding’inin kurucusu. Durmuş Yaşar, Rodos’ta doğmuş ve ticarete orada başlayıp, sonra yerleştiği İzmi’de devam etmiş. Yaşar Holding’in atılımın yapmasında Tuborg ve Pınar
Süt’ün epey payı var; bugün hemen her sektörde pek çok şirketi olan dev bir holding. Yaşar Hollding , KSK’nin de her şeyi durumunda. Şimdi Aksiyon Dergisin’nden, Yasemin Pirinçcioğlu’nun röportajından bir bir alıntı yapalım ve
bağları görelim
" Bugün VİP Turizm Genel Müdürü olan ve turizm alanında birçok ilklere imza atan bir anne ile babanın çocuğu olan Yasemin Pirinçcioğlu, bu sorunun peşine takıldığında önce şeceresini çıkarır: …
Diyarbakırlı toprak ağası Ali Ağa'nın oğlu, 1. ve 2. Meclis üyesi, 1922—25 arasında Bayındırlık Bakanlığı yapmış Fevzi Pirinçcioğlu'nun (aile pirinç ektiği için bu soyadını almıştır) torunu olan Yasemin Pirinçcioğlu'nun babası
da Ali Fethi Bey'dir. Ziya Gökalp, Süleyman Nazif ve Cahit Sıtkı Tarancı (halasının oğlu) ile kuzen olan Arif Fevzi Pirinçcioğlu'nun Çerkez eşi Nazime Hanım'dan, Ali Fethi ile birlikte yedi çocuğu gelir dünyaya. Çocuklarından
Vefik Pirinçcioğlu, 12 ve 13. dönem Diyarbakır ve Kahramanmaraş milletvekilliğinin yanında, 1963—64'teki İnönü kabinesinde de devlet bakanlığı görevi üstlenir. Hiç evlenmeyen Vefik, Nedim, Nezihe, Remziye (Fikri Alpay ile
evlenir), Hikmet (o da yine TBMM'nin ilk üyelerinden Mazhar Germen'in büyükelçi Şefik Fenmen ile Yüksel dışındaki çocuğu Türkan Hanım'la evlenir. PR yapan Nilgün Pirinçcioğlu çiftin oğlu dışındaki diğer çocuğudur.) ve Kadriye
(Kadriye Hanım da Ticaret Bakanlığı yapmış Vedat Dicleli ile evlidir. Gaye ve Sina adında iki çocukları vardır.) Hanım'dan sonra doğan Yasemin Hanım'ın da babası Ali Fethi Bey, dolayısıyla kardeşlerin en küçüğüdür. "
Röportaj yapılan Yasemin Pirinçcioğlu’nun dedesi Arif Fevzi Pirinçcioğlu’nun babası ile Ziya Gökalp’in annesi kardeş. Arif Fevzi Bey, Ziya Gökalp’in dayısının oğlu. Anlatıma göre, Arif Fevzi’nin babasının kız
kardeşlerinden, diğer üç kız kardeşten olan çocukların birisi Cahit Sıtkı Tarancı, diğeri Ziya Gökalp ve Süleyman Nazif. Demek ki, Cahit Sıtkı, Süleyman Nazif ve Ziya Gökalp üçü teyze çocukları. Anlatımdan çıkan sonuç bu .
Sizin söylediğiniz Pirinçzade Züleyha Hanım yani Ziya Gökalp’in annesi ile Arif Fevzi Pirinçcioğlu değil Arif Fevzi Bey’in babası kardeş. Yasemin Pirinçcioğlu’nun annesinin, geçenlerde ölen Halide Edip’in asistanı da olan
Hayrunisa İnci Hanım, teyzesi Selçuk Yaşar’ın annesi. Yani, Hayrunisa İnci Hanım’la, Selçuk Yaşar teyze çocukları. Hiç evlenmeyen miletvekili ve bakan olan Vefik Bey (Yasemin’in amcası), Varlık Vergisi’nin uygulamadaki başı
olan kişi. Yasemin Hanım’ın annesi Hayrunisa İnci Hanım, baba tarafından Gelenbevi Ailesi’nden. Yani Nazım Hikmet’in, Sabahattin Ali’nin de mensubu olduğu aile.
Ziya Gökalp, İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır Şubesi’ni
kuranlardan birisi, İttihat ve Terakki’nin 1909’da Selanik’te yapılan kongresine üye olarak katılmış ve 1910’da da Cemiyet’in Selanik’teki İdadi’sinde sosyoloji dersleri veriyor. (Kaynak : Cumhuriyet’e Devreden Düşünce Mirası -
Tanzimat ve Meşrutiyet’in Birikimi, İletişim Yayınları, 2001) Gökalp soyadı Sabetaycıların Levi yani Türkçe anlamı Kalp, Bağlı olan kabilesinden gelenlerin bunu - bu anlamları bilenlerin anlaması için ve aileye de kendi
soyunu unutturmamak için- aldıkları bir soyad. Ziya Gökalp, Divanyolu 8. Ada’ya gömülmüş. Mavera-Gökyüzü
NİHAL ATSIZ'IN VASİYETİ ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
'Oğlum Yağmur, Bugün tam birbuçuk yaşındasın. Vasiyetimi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi iyi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu
iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlar tarihi düşmanımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizler,
Romenler yeni düşmanımızdır. Japonlar, Afganlar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürciler, Çeçenler içerideki
düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı. Tanrı yadımcın olsun.'
Nihal Atsız 4/Mayıs/1941 (belge 10-1)
Emine Işınsu ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ Emine Işınsu, 1938 yılında Kars’ta asker bir baba ve öğretmen, şair-yazar bir annenin çocuğu olarak
dünyaya geldi. Halide Nusret Zorlutuna gibi bir annenin çevresinde büyüdü. Dolayısıyla yazar olmak onun için tabiî bir sonuçtu. Annesinden etkilenmesi sebebiyle ayrıca bir mesleği de olsun isteyen Işınsu, özürlü çocuklar için
bir merkez açmak amacıyla pedagoji okumak istedi. Ancak, Ankara D.T.C.F. felsefe bölümünden ayrılarak gazete ve dergilerde fıkra yazarlığı yaptı. Her ne kadar Òinsanlar yazarlığı bir meslek kabul etmese de, yazarlık onun için
artık bir meslekti. Hikaye, roman ve oyunlarıyla tanınan Işınsu, Töre ve Bozkurt dergilerini çıkarmıştır.
Kapaniler'den Yazar
Pınar Kür
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
1945’de Bursa’da doğan Pınar Kür, orta öğrenimini Ankara ve New York’ta, yüksek öğrenimini ise New York Queens College ve Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladı. Paris Sorbonne
Üniversitesi’nden Karşılaştırmalı Edebiyat alanında doktora derecesi alan Kür, 1971-1973 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg, 1979-1995 yılları arasında Istanbul Üniversitesi’nde okutman olarak çalıştı.
İlk romanı “Yarın Yarın”la edebiyatçı kimliğiyle okurla buluşan Kür’ün bu eseri, 1976’da yayımlanışından altı yıl sonra dönemin sıkıyönetim idaresi tarafından yasaklandı; kitap ve yazar iki yıl süren mahkeme sonrasında
aklandı. Pınar Kür 1977’de yayınlanan “Küçük Oyuncu”dan sonra, kadının toplumsal ve cinsel olarak ezilmesi sorununu ele alan “Asılacak Kadın” (1979) ile müstehcenlik iddialarına maruz kaldı ve kitabı yine iki yıllık bir mahkeme
süreci sonunda aklandı. “Asılacak Kadın”ı, 1981’de yayınlanan “Bir Deli Ağaç” takip etti. 1983’de yayımlanan öykü kitabı “Akışı Olmayan Sular”la Sait Faik Öykü Ödülü’nü alan Pınar Kür, edebiyat serüvenine yine müstehcenlik
iddialarına maruz kalan “Bitmeyen Aşk” (1986), bazı eleştirmenler tarafından ilk Türkçe üst kurmaca metni olarak nitelendirilen “Bir Cinayet Romanı” (1989) ve “Sonuncu Sonbahar” (1993) romanlarıyla devam etti. İngiliz ve
Fransız edebiyatının pek çok nitelikli eserini Türkçeye kazandırmış bir çevirmen olan Kür`ün editörlüğünü üstlendiği dünya edebiyatı seçkisi “Short Fiction in English” Ekim 2001’de Istanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
tarafından yayımlandı. Pınar Kür, 1996’dan bu yana Istanbul Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Bölümü’nün öğretim kadrosunda görev yapmaktadır.
Pınar Kür'ün Teyzesi & Annesi ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
HALİDE NUSRET ZORLUTUNA
(1901-1984) Ozan, yazar ve öğretmendir. Turk Kadınlar Birliği kurucularındandır. 1957 yılında öğretmenlikten emekli olmuştur. Güçlü yanı şairliğidir.
İSMET KÜR
şair, yazar, gazeteci, öğretmen. Ankara Gazi Eğitim, Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. İngiltere’de çocuk edebiyatı üzerine incelemeler yaptı. Newyork Universitesi’nde dört yıl süreyle, çocuk ve gençlik psikolojisi, yetişkin eğitimi, insan ilişkileri üzerine kurslar gördü. 1931 de yazın dünyasına girdi. 65 yıldır da yazmakta.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Tekelistan'ın 4. Baskısına bakmamıştım. Bende 2. baskısı var. Eylül 2002'de yapılan 4. Baskıyı bugün kitapçıda biraz
karıştırdım. Dördüncü baskı için ek olarak yazılmış bir bölüm var; orada, tamamen Cem Yılmaz ve Tarkan anlatılıyor.
Bizim Mavera Temmuz 2002'de kapandı. Cem Yılmaz'ı orada söyledik. Onun dışında asıl olarak Kasım 2001
tarihinde Tarkan'ı yazmıştım. O yazımı buldum asıyorum, ondan sonra devam edeceğim.
Tevet, İbrani takviminin 10. Ayı; Tevet’le birlikte kış başlıyor. Tevet’le birlikte iki ay daha kışı temsil ediyor : Şevat ve Adar
.Bizim takvime göre Tevet Aralık-Ocak arası sürüyor yaklaşık olarak. Kabala’nın iki kitabından birisi Sefer ha Yezirah’tır. (Yaratılışın Kitabı) Yezirah’a göre, İbrani takvimde her ayın baş harfi bir burcu simgeler. Bu
burçların her biri de İsrailoğullarının 12 kabilesini temsil ediyor. Tevet’in simgelediği Kabile Dan (Dani, Daniel; Adalet). Diğer kış ayları olan Şevat, Aşer (Mutlu) kabilesini; Adar ayı ise Naftali (Nafi) kabilesini temsil
ediyor. Yahudilerde soyadlarınının tümü bu 12 kabileye bağlanıyor.
Bir Yahudi hangi ayda doğduysa o ismi isim olarak da alabiliyor. Ya da, soyadından hangi kabileye bağlıysa eğer Ortodoks Yahudi ise yani Kabala’ya sıcak
bakmıyorsa, mistik değilse, doğrudan bu ismi alıyor. Kabala, Yahudi mistiklerinin çıkışıdır; dolayısıyla Sabetaycıların da öyle.
Türkeş’le birlikte 1944’te Hitlerin kaybetmesiyle birlikte, ters dönen rüzgarlar nedeniyle
Irkçılık-Turancılıktan yargılanan bir Dr. Fethi Tevetoğlu var. AP’den senatörlük de yapmış. Ünlü bir ırkçı faşist; ABD’de tıp doktorluğu da yapmış. Bir de Fethi Tevetoğlu’nun kardeşinin torunu var, dünya starı oldu. Kuzu Kuzu
diye şarkı söylüyor. Kuzu Kuzu Tarkan Tevetoğlu’nun amcasının oğlu da halen MHP Eskişehir Başkanı. Tevetoğlu, Dani kabilesinden geldiğini de Kabala’ya göre anlatıyor. Bu soyadını okuyan birisi, bu konuyu bilen birisi sizin
bu kabileden geldiğinizi anlıyor.
Fethi Tevetoğlu
- Reha Oğuz Türkkan
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Önce yukarıdaki yazıya zamanla öğrendiğim bilgilerle bir güncelleme yapayım. Bu davanın bir diğer ünlü sanığı Reha Oğuz Türkkan da -hiç bir kuşkuya yer vermeyecek derecece sağlam
bilgilerle - bir Sabetaycıdır. 1944 Irkçılık - Turancılık Davası'nın sanıklarının tümünün (şu an aklıma gelen isimlerden Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Sait Bilgiç vs) Sabetaycılık ve/veya Yahudilik açısından incelenmesi
gerekir. Bir malumatfuruş olsun diye değil elbette. Dönemin Hitler hayranı, en hızlı Yahudi düşmanı olan bu kişilerden en azından ikisinin (Tevetoğlu ve Türkkan) Sabetaycı olduğunu biliyoruz. (Yahudi düşmanı olup da Yahudi
kökenli nasıl olunabiliyor, bu muammanın -en azından bazı kişiler açısından- cevabı üzerinde bir akıl yürütmem var. Birara yazarım.)
Özdemir Erdoğan'ın karısı Aysen Özdemir, Cemil İpekçi'nin halasının kızıdır.
Abdullah Muradoğlu kitabında bunu yazdı. Ben de ondan öğrendim. Cemil İpekçi, İpekçi ailesine evlatlık verilmiş, öz ailesinin soyadı Tokay. Cemil İpekçi'nin annesi de babası da Sabetaycı. Cemil İpekçi'nin kendisi Aksiyon'a,
Sabetaycıları parlatma müdürü Cemal A. Kalyoncu'ya, Sabetay Sevi'nin öz torunuyum diyor. Sabetay Sevi'nin öz torunları olduğunu iddia eden bir ailenin kızı Özdemir Erdoğan'la evlenmiş. Orhan Pamuk, Sabetaycı olduğu için
Atatürk'ü sevmiyor, muhalefet ediyor gibi bir saçmalığa verdiğim cevap Şebeke'de yer alan yazının içinde var. İşte bir konu eksiğin ötesinde yanlış yazılırsa böyle dezenformasyon, böylesine şizofreni olur.
Devlet
Sanatçısı Özdemir Erdoğan, Zeki Müren öldükten yıllar sonra Zeki Müren'in eşcinselliğini hatırlıyor. Eşcinselllerin lobisinden ve Sabetaycıların lobisinden şikayet ediyor. Eşinin dayısının oğlu Cemil İpekçi'den neden
bahsetmiyorsun ? Böyle bir utanmazlığa ne diyeyim.
O yazıda değindiğim Nazım Hikmet'in Sabetaycılığı aklıma geldi, bir not yazayım. Nazım Hikmet hakkında yeni bir kitap çıkmış, kitapta Nazım Hikmet'in yazdığı şiirlerin
bazılarının Tevrat'tan nasıl alındığı vs yazıyormuş. Kitabı daha görmedim, bir arkadaş söyledi. Siz eğer doğru şeyler yazıyorsanız, sadece ve sadece gerçeğin peşindeyseniz, siz eğer ciddi olarak bu konuya emek veriyorsanız,
sizin yazdıklarınız bir şekilde, isterse Mavera gibi ücretsiz alınmış bir forumda olsa bile dalga dalga yayılıyor. Mesele budur.
 Gokyuzu
|
 |