Ali Kirca’nin abisi & Molay
Doğuştan Başkan

Sabataist Yazarlar
Politika & Patronlar

 

1944 yılında Akşehir'de doğdu. İzmir ve KSK ile tanışması eşinin köklü bir KSK'li olmasından kaynaklanıyor. Ömrü öğrencilik yıllarından başlayarak hem sporun, hem de değişik nitelikli derneklerde liderlik yaparak geçti. Öğrenci derneklerinin başkanlığından çeşitli sosyal derneklerin başkanlığına, 2 dönem baro yöneticiliğine kadar fırtınalı bir hayat. Amatör olarak spora gençlik yıllarımda atletizmle başladı. Hatta 1500, 5000 ve 10000 metrelerde Türkiye dereceleri elde etti. Ardından tenis merakı başladı. Oğlu Murat, KSK'nin lisans tenisçisi. Kızı Ceren ise Bilkent Üniversitesi mezunu ve THY'de çalışıyor.
-Sayın Kırca, KSK ile nasıl tanıştınız?
KIRCA: Karşıyaka ile eski başkanlardan rahmetli Pertev Molay sayesinde tanıştım. O günden bu yana yeşil-kırmızılı renklere bağlandım. Daha sonra yine rahmetli olan "Gazcı Erol" lakaplı, Erol Özışıkçılar'ın yönetimine girmek istemesiyle kulübe yönetici olarak girdim. Daha sonra çeşitli aralıklarla genel sekreterlik, 2. başkanlık ve başkanlık görevlerini yaptım. Bu arada tenis şubemizde, şube başkanı olarak yeniden yapılanmaya gidip ilk kapalı kortu ve lokali kazandırdık. Burada kendi kişisel imkanlarımı seferber ettim. Kapalı lokalin yüzde 60'ı benim öz varlığımdır. Ve KSK'den bir türlü kopamadım. Avukatım ve giydiğim cüppe bile yeşil-kırmızı.
-Camianın eski duyarlılığını yitirmesinin nedeni nedir sizce?
KIRCA: Son şampiyonluk 94-95 sezonunda benim dönemimde yaşandı. 300.000'e yakın insan benim zamanımda sokaklara döküldü. Ulusal bir kanal, şampiyonluk kutlamalarını naklen yayınladı. O zaman bu bayraklar nerde diye merak ediyordum. O bayraklar aslında yine Karşıyaka'da her evin sandıklarında duruyor, biliyorum. Ama camia başarı bekliyor. Sportif alanlardaki başarı, ilgiyi getirecektir. Karşıyaka'nın kendi ayakları üzerinde durması için ciddi adımlar atılmıştır. Çiğli Tesislerinde başlatılan sosyal aktivitelere yönelik bir dizi yatırım insanları biraraya getirmek için ortamı hazırlayacaktır. O ortamda yeşil-kırmızılı hava birlikte teneffüs edilmeye başlayınca, aranılan heyecan bulunacaktır. Ayrıca yalıdaki plaza projeside maddi anlamda Karşıyaka'yı en güçlü spor kulüpleri arasında layık olduğu yere getirecektir.
-Yönetimler arasındaki pürüzler sizce neden kaynaklandı?
KIRCA: Şimdi bugüne kadar büyük bir alışkanlık ki, "Baba versin, evlat harcasın" yaklaşımı ile gidiyordu. Elbetteki baba her zaman babalığını yapacaktır. Babanın evladını reddetmesi mümkün değildir. Hele bu baba Selçuk Yaşar gibi bir baba olursa, kesinlikle reddetmek düşünülemez. Yönetimin herhangi bir katkısının maddi anlamda olmaması bir takım güçlükleri beraberinde getirdi. Fakat şimdiki yönetim bilgi ve tecrübe ile birlikte ciddi bir finansmanda sağlıyor. Baysoy yönetimi taahhütlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Kaynağın çok olmasından dolayı Sayın Evlioğlu bir maddi darboğaza girdi. Ve ciddi borçlanmalar çıkınca, işin gerçeği arabanın tekeri kırıldı. Kırılan arabanın tekeri yerine tamirat yapılmadı, yeni teker takıldı. Baysoy yönetimi yoluna gayet iyi devam edecektir. Fakat arkadaşlarımız yalnız bırakılırsa sonuç yine hüsran olur.
-Carrefour ilaç olur mu?
KIRCA: Carrefour, ilaç olacaktır ancak bütün yaraları sarmaz. Bu yılı kurtarmak adına Carrefour'un çorbada tuzu olacaktır. Burdan kurtarıcılık beklemek hayal olur. Carrefour'dan beklenen 250 ile 500 bin dolar arasında bir paradır. Futbolcuların milyon dolarlar istediği bir dönemde çok büyük katkısı olmaz, ama rahatlatır. Selçuk Bey'in, Sakıp Sabancı ile ilk görüşmesinde ben vardım. Şubat ayının ikisinde Sayın Yaşar, Sayın Sabancı'nın davetlisi olarak yurtdışına çıkacak. Orada bu mesele kotarılacaktır. Sabancı vermeyeceğim, etmeyeceğim demiyor. Bir ortağımız daha var, onlar bizim kadar pratik değiller diyor. Bu tür insanlar ellerini ceplerine atıp para vermiyorlar. Para bir yerlerden çıkıyor. Ve 2001 yılı bütçesinden çıkması lazımki, yasa gereği Mart'tan öncesi götürüyor. Carrefour yani yukarıda çözülür, ve Selçuk Bey çözecektir. Buradaki görüşmeler alt düzeydeki görüşmeler.
-Başkan Baysoy'un heyecanlı bir yapısı var. Baysoy'u bize anlatırmısınız?
KIRCA: Önder Baysoy benim 30 yıllık arkadaşım. Önder'in bütün özelliklerini biliyorum. Olağanüstü duygusaldır, çok heyecanlıdır. Bu yüzden 2 kere kalp ameliyatı oldu. Bundan sonra onu bu heyecanlardan uzaklaştıracağız. İşler görev delegasyonu ile yürümelidir. Hatta ben Önder'in her maça gitmesini uygun görmüyorum. Elbette bulunmalı ama bu görevi layıkıyla yapacak bir yığın insan var. Sonunu göremediği zamanlarda "bir hesap kitap adamı olarak neden başarısız olayım" der ki doğru bir düşüncedir. Bence Önder meseleyi yukarıdan takip etmeli ve çekilmeli. Her olayın içinde Başkan geçmemeli. Başkan biraz rahat ettirilmeli. Yani Futbol Şubesi'nin bağlanması kendisi açısından zararlı olur. Bana göre Cenk Karace veya Mert Pala, Şube Başkanı olacaktır. Bu iki arkadaşımızı daha heyecanlı görüyorum.
- Son olarak Selçuk Yaşar, şu anki KSK'ye nasıl bakıyor?
KIRCA: Selçuk Bey son derece mutlu. Geçtiğimiz günlerde doğumgünüydü. Ben sık sık kendisi ile görüşüyorum. Bana hep, "Özer, Karşıyaka benim için hep ilk sırada. Ne atarım, ne satarım" diyor. İnşallah Karşıyaka bu sezon yineşampiyon olurda, onu bir kez daha mutlu eder.

 


Baban  ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

İstanbul Sevi ayrıca çok haklı olarak TRT’ye dikkat çekiyor. Yalçın Küçük Tekelistan’da TRT Genel Müdürlüğü koltuğunun bir MİT kontenjanı olabileceğini söylüyor. TRT ve BYGM’nün kesisim kümesine baktığımızda üç olgu ortaya çıkıyor : Sabetaycılık, masonluk ve MİT mensupluğu. En azından bu makamlara oturanların çoğunun bu kimlikleri var dersek yanlış yapmayız sanırım.
 

Bu TRT konusunda, Sabetaycılık olgusunun geçmişten gelen bir özellik olması gerekir diye düşündüm ve bunu radyo dönemeninden kalması gerektiği yolunda bir akıl yürüttüm. Bununla ilgili dün bir kitap buldum : (Radyo ve Televizyon Günleri-Olaylar, İnsanlar, Anılar; Faruk Yener, Remzi Kitabevi,1999)
Faruk Yener’i "Müzik Klavuzu" isimli kitabından biliyordum. Bu şahsın kitabını okuyunca gördüm ki, müzik merakından başka görünürde bir niteliği olmayan Faruk Yener, 1943’te radyoya giriyor ve bir anda bütün kapılar kendisine açılıyor, yurt dışına gönderiliyor, burslar, geziler, sonra reklam ajansı sahipliğiyle radyoya özel programlar yapıyor (Koç’un Tamek şirketi için program yapıyor ve Tamek’in genel müdürünün adı da Tamer Hasman, Eczacıbaşı için reklam programları yapıyor vs).

BYGM listesi ile ikinci verdiğim belgede geçen
Vedat Nedim Tör ortak isimler. Faruk Yener’I radyoya alanlardan biri de radyo müdürü olan Vedat Nedim Tör.
Vedat Nedim, Yakubi Şefik Hüsnü TKP lideriyken, Genel Sekreter görevini üstleniyor ve 1927’de de bütün TKP belgelerini gidip polise teslim ediyor ve düzen tarafından acayip yükseltiliyor. Devlette pek çok üst düzey görev, müdürlük, genel müdürlük yaptıktan sonra da özel sektöre geçiyor ve Kazım Taşkent’in Yapı Kredi Bankası’na geçiyor.

BYGM listesine baktiğımızda
Orhan Koloğlu mesela mason ve kitaplarında, yeni okuduğum "Osmanlı-İtalyan Libya Savaşında İttihatçılar, Masonlar ve Sosyalist Enternasyonal" kitabında yoğun bir mason övgüsü gözüme çarpıyor. Piyasada bulunmayan "İttihat Terakki ve Masonluk " kitabını okuyamadım, ama bu kitaptan yapılan alıntılardan edindiğim izlenim bu bağı tam vermediği.

Ercüment Ekrem Talu, Umur Talu'nun dedesi ve Recaizade Ekrem'in oğlu. Umur Talu’nun dedesi ile Ali Naci Karacan (Milliyet'in ilk sahibi, Mason ve Sabetaycı) Tasvir-i Efkar ve Vakit’i birlikte çıkarıyorlar. Umur Talu'nun babası Muvaffar Ekrem Talu da gazeteci ve spiker. Ali Naci Karacan'ın oğlu Ercüment Karacan'ın yakın dostu.
Kaya Toperi, Özal'ın köşk sözcüsü Sabetaycı ve Mason. tıpkı kendinden önceki sözcü Ali Baransel gibi. Ali Baransel de(Fikret Otyam'ın damadı) Mason ve Sabataycı. Fuat Baban, ünlü Cihat Baban'ın babası; Cihat Baban için Hasan Pulur dahi MİT'çi diye yazmıştı. Her askeri dönemde ortaya çıkardı ve masondu. Mehmet Ali Pamir Mason ve Sabetaycı Selim Sarper, 27 Mayıs'ın Dışleri Bakanı, Mason ve Sabetaycı. Zekeriye Sertel ve Altemur Kıluç'ı defalarca yazmıştık. H. Suphi Tanrıöver, ünlü ırkçı ve faşist biliniyor zaten.
Doğan Kasaroğlu hem BYGM’liği hem de TRT Genel Müdürlüğü yapmış birisi.

Ahmet Ağaoğlu var, o da ünlü Mason DP'li Samet Ağaoğlu'nun babası. Samet Ağaoğlu için şöyle yazmıştık : Yaklaşık on yıl önce boğazdaki ünlü Mocan Yalısı gazetelere konu olmuştu, paylaşılamayan ve en sonunda da satılan güzelliğiyle bilinen yalı. Yalı’nın sahibi Şevket Mocan, ünlü bir sağcı, DP miiitevekili ve mason. Şevket Mocan’ın karısı Sara Hanım, Nazım Hikmet’in teyzesi. Çocukları Ayşe, Dündar Baştımar’la evleniyor, diğer çocuk Rüya da Samet Ağaoğlu’nun oğluyla.
Nihat Sargın’ın yalısı da oralarda bir yerde. Nihat Sargın’ın karısı kim Yıldız Baştımar. Yıldız Hanım, TKP’li Dündar Baştımar’ın kardeşi yani TKP Genel Sekreteri Zeki Baştımar’la amca çocukları.                                     

Mavera - Gokyuzu