Sabataycı gazetelerden Hürriyetin konuyu hafife alan alaycı tavrı !
Seni gidi sabetayist dönme, mason, lions!
 

Saadet Partisi ile AKP arasında ipler gerilmeye başladı. Vakit Gazetesi ile SP'nin yayın organı Milli Gazete'de, AKP yöneticilerine yönelik yıpratma ve karalama kampanyası başlatıldı.

İlk haber Vakit gazetesinde çıktı ve AKP İstanbul İl Başkanı Dr. Alaattin Büyükkaya'nın ‘dönme’ olduğu iddia edildi. Milli Gazete'de önce AKP kurucularından bir kısmının mason olduğu ileri sürüldü. Daha sonra da AKP İstanbul İl Başkanı Alaattin Büyükkaya ve üç il yöneticisinin 'Lions Kulübü' kurucusu oldukları iddia edildi. AKP İstanbul İl Başkanlığı, haberi yapan gazeteler aleyhine dava açarken, habere konu olan Ataköy Lions Kulübü, web sayfasında 'Salaklığın Böylesi' başlıklı duyurusuyla bu gazetelere karşı dava açtığını ilan etti.

SP ve AKP olarak iki ayrı partiye bölünen eski FP'liler arasındaki çekişme ortamı ısınmaya başladı. Kamuoyu önünde, liderler düzeyindeki nezaketleriyle dikkat çeken bu iki partiden SP, siyasal islam jargonunda küfür olarak kullanılan kavramlarla rakibine saldırıyor: Sabetayist.. dönme... Mason.. Lions... Dedikodularla ortaya çıkan bu saldırılar gazete sayfalarına yansıyarak, mahkeme koridorlarına kadar ulaştı.

HEDEFTEKİ ADAM AK PARTİ İL BAŞKANI

AKP İstanbul İl Başkanı Alaattin Büyükkaya, bu kampanyanın en büyük hedeflerinden biri. TÜSİAD üyesi Büyükkaya, hayatında ilk kez politika arenasına çıktı. Daha önce siyasetle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan il başkanı, makamına oturur oturmaz siyasetin cilveleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. Gazetelerde, Büyükkaya’nın İstanbul İl Başkanlığı binasında başörtülü kadın görmek istemediğine dair haberler çıktı. Haber, rakibinin açığını arayan SP için önemli koz oluşturdu.

Önce SP ile AKP arasında dengeli bir tutum izlemeye çalışan, daha sonra da ağırlığını SP'den yana koyan Vakit gazetesi yazarları, başörtüsü meselesini dillerine doladı. Oysa AKP il yönetiminde bulunan on kadın yöneticiden dördü başörtülüydü.

İSTANBUL GİBİ BİR ŞEHRİ SABETAYİSTE TESLİM ETTİLER

Aynı günlerde, fısıltı gazetesinde ‘‘Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul gibi bir kenti bir Sabetayist'e teslim etti’’ lafları duyulmaya başladı. Büyükkaya'nın Selanik göçmeni olmasından yola çıkılarak, Sebatayist ve dönme olduğu yolundaki söylentiler Meclis kulislerine kadar yansıdı. Vakit gazetesi, Alaattin Büyükkaya ile yaptığı bir röportajla bu dedikoduları sayfalarına taşıdı. ‘‘Sebataycı değilim’’ başlıklı söyleşide Büyükkaya, ‘‘Bunu çok net söylüyorum, dönme değilim. Konu çok farklı yönlere çekiliyor. Aile olarak aslen Konya-Karamanlıyız. Ailemiz Orhan Gazi zamanında Evlad-ı Fatihan olarak Selanik'e gönderilmiş. Annem ve babam orada doğup büyümüşler. Dedemler Selanik'te uçbeyi olarak görev yapmışlar. 1924'te tekrar geri dönmek zorunda kalmışlar. Müslüman-Türk ve muhafazakar bir insanım.’’ dedi.

BÜYÜK ARAŞTIRMACI-GAZETECİLİK İŞTE AK LİONSLAR!

Bu sefer Milli Gazete AKP kurucuları arasında çok sayıda Mason olduğunu iddia etti. ‘‘Kulis Ankara’’ köşesinde yer alan bu iddia 14 Ocak'ta aynı köşede büyük bir ‘‘araştırmacı-gazeteci’’lik örneği olarak sergilendi: Büyükkaya Lions, ‘‘Yani mason biraderlerin, küçük biraderlerinden biri’’ydi! Milli Gazete'nin iki cevval yazarı internete Alaattin Büyükkaya ismini yazmışlar, arama motoruna basarak Ataköy Lion Kulübü'nün web sitesine ulaşmışlar, Bu sitede yer alan kulüp kurucuları listesinde Alaattin Büyükkaya ismini görünce hemen atlamışlardı. Oysa, ortada olan basit bir isim benzerliğiydi.

Milli Gazete, aynı kulübün diğer kurucu üyelerinin, AKP il yönetiminde yer aldığını öne sürmüşler. Büyükkaya'nın Ataköy Lions Kulübü'nün diğer yöneticileri olan Ender Ağın, Ertan Özkol ve Arif Sönmez'i de partinin il yönetimine taşıdığını iddia etmişler...

SALAKLIĞIN BÖYLESİ

Milli Gazete'de Alaattin Büyükkaya hakkında çıkan yazı üzerine Ataköy Lions Kulübü sert bir yanıt verdi. Kulübün web sayfasında (
www.lions118e.org.tr/atakoy/kurucu) yer alan bu yanıt şöyle: ‘‘Saadet Partililer AK Partilileri karalamak için olmadık yollar deniyorlar. Bunlardan biri de trajı komik bir şekilde gerçekleşti ve bizim başımıza geldi. UYANIK bir araştırmacı Internet üzerinde AKP nin istanbul il başkanı olan Alaattin BÜYÜKKAYA'nın adını arattırınca bizim sayfalarımıza ulaşmış. Bulmakla yetinmeyip araştırmadan KARAÇALMAYA başlamış. İnanılmaz bir ONURSUZLUK örneği vererek diğer 3 üyemizi de İL yöneticisi yapmış.

Bu sayfayı ziyaret edenlere bir kere daha üstüne basa basa belirtelim, adı geçen Alaattin BÜYÜKKAYA ne kurucumuzdur ne de diğer yöneticilerimiz AKP nin il yönetiminde görev yaparlar. Bu haberi yapan onursuzlarla da yargı önünde hesaplaşacağız.

Fikir olmayan kafada küfür olur

AKP İstanbul İl Başkanı Alaattin Büyükkaya, 1950 Tokat doğumlu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu. İngiltere ve Fransa'da sigortacılık üzerine eğitim gördü. İş hayatına Başbakanlık Sigorta Denetleme Kurulu'nda başlayan Büyükkaya, İmtaş Sigorta'da genel müdür yardımcısı, Aksigorta'da ise genel müdürlük yaptı. Daha sonra Merkez Sigorta'yı kurdu. Halen TÜSİAD, Rumeli İşadamları Derneği, İş Dünyası Vakfı, Aydınlar Ocağı gibi sivil toplum kuruluşlarına üye. İngilizce, Fransızca ve Almanca biliyor. Kampanya için ‘‘fikir olmayan kafada küfür olur’’ diyor. Gelenekçi kanadın, temel değerleri istismar ederek, yalan üzerine bina ettikleri bir anti-propoganda kampanyası açtığını söylüyor.

Size yönelik saldırıların sebebi nedir?

-Bütün ideolojiler, bizi tek çiçekli bir bahçe haline getirmeye çalışıyor. Biz değişim için yola çıktığımız için akıllarınca yolumuza taş koyuyorlar. ‘‘Bize oy verenler Müslümandır, diğerleri patates dininden’’ diye yola çıkanlar, bir parçacık olsun değişime tahammül edemiyor.

Sizin 'dönme' olduğunuzu iddia ediyorlar? Dönmelik kötü bir şey mi?

- Tabii ki dönmelik kötü bir şey değil. Ama ben dönme değilim. Ben, çoğumuz gibi annesi babası Müslüman olduğu için İslamiyeti seçmiş bir insanım. Kendi aklıyla din değiştirip Müslüman olan insan, bence daha makbüldür.

AKP'nin siyasi jargonunda, Masonluk, Yahudilik, Sebetaycılık, Ermeni dölü, gavurluk, dönmelik gibi kavramlar küfür olmaya devam edecek mi?

- Hayır. Biz asla böyle bir yanlışa düşmeyeceğiz. Her insan bizim gözümüzde eşittir. Müslüman olmak ne bir fazlalık, üstünlük ve ayrıcalıktır ne de eksikliktir.

AKP'nin de bir zamanlar RP'nin yaptığı gibi size benzeyen yüzleri vitrine koyarak, arkadan bildiğini okuyacağı iddia ediliyor. Siz, siyasette bir vitrin mankeni olduğunuzu düşündünüz mü?

-Böyle bir şeye ihtimal vermiyorum. Türkiye'de siyaset tarihi göstermiştir ki böyle düşünen ve davranan politik hareketler bir müddet sonra başarıya değil marjinalleşerek yok olmaya mahkumdur. Ben siyasetin mankeni değil aktörü olduğuma inanıyorum. Partinin kurucularına baktığınız zaman 73 kurucumuz içinde iki ya da üç tanesinin Fazilet geleneğinden geldiğini görürsünüz. Gerisi benim gibi ilk defa siyasete girmiş olanlardır.

28 Şubat hakkında ne düşünüyorsunuz? RP-FP çizgisinin demokrasi konusunda samimi olduğuna inanıyor musunuz?

Ben arkadaşlarıma hep şunu söylüyorum: Bu devlet olduğu, bayrak dalgalandığı müddetçe biz özgürüz, yoksa köleyiz. İkinci nokta da şudur: Bu ülkede yapılacak olan en büyük bölücülük din temelinde yapılandır. Farklılıkları bir sorun olarak değil, büyük bir zenginlik olarak görmeliyiz. 28 Şubat'ta iki tarafın da hataları, yanlışları olduğuna inanıyorum. Seçilenleri seçenler değiştirmeliydi. 28 Şubat olmasaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Ersin KALKAN  
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

TAKİYYECİ SABETAYLAR!

Bir Sabetaycının dinî kimliğini devam ettirip ettirmemesi önemli değildir.Yahudilik, bir din olduğu kadar bir kültürdür. Dünyanın her yerindeki Yahudilerin belli ortak özellikleri vardır. Sabetaycılar da Yahudi kültürünün bir parçasıdırlar. Sabetaycılar son derece organizedirler çünkü Yahudilik dünyanın her yerinde organizedir.Bunun en belirgin kanıtı da İsrail'in kuruluş sürecidir. Bir Sabetaycı hiçbir zaman İslam'a inanamaz, bu mümkün değil. İnandığını söylüyorsa da yalan söyler.Şeyhülislam olabilmiş ya da Nakşibendilik gibi bir tarikata girmiş bir Sabetaycı ya da İstanbul'un varoşlarında yaşayan bir Sabetaycı gösteremezsiniz. Onlar, Etiler-Teşvikiye-Maçka üçgeninde yaşar. Türkiye'de ve siyasi hayatta bugün egemen bir Sabetaycı kültürü, Yeni Türkiye Partisi ile bir kez daha ortaya çıktı. Bir Sabetaycı, Ben Sabetaycı değilim diyebilir. Mesela, Orhan Pamuk gibi

Kemal Derviş, İsmail Cem, Rahşan Ecevit, Çevik Bir, Halil Bezmen ve Can Paker en medyatik olanları. Takiyye yapıyor diye müslüman-milliyetçileri suçlayanlar asıl takiyyeciler ! Devleti ele geçirmek için YTP oluşumunu sahneye sürmek Yahudi veya Sebataycıların şeytani zekalarına yakışıyor. Ama bu sefer : YEMEZLER ...

Sabetaycılığın devlet içindeki rolünün anlaşılabilmesi için Türkiye tarihindeki iki noktanın aydınlatılması gerekiyor.1924'teki mübadelede Sabetaycıların Türkiye'ye getirilmesiyle müslümanlaşmış Yahudiler Türkiye'nin resmi tarihini yazdılar ve CHP içinde sol içinde yuvalandılar. 1924 mübadelesinde Türkler ve Türkiye'de yaşayan gayri Müslimler yer değiştirdi. Sabetaycılar,Müslüman kabul edilerek Türkiye'ye getirildi. Sabetaycılar, Osmanlı Devleti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kayıtlarına göre Müslümanlar. Ben, Müslüman olmadıklarını iddia ediyorum. Sabetaycılık Yahudiliğin ta kendisidir. Takiyye yapan en büyük örgütlü bir teşkilattır. 1924'te 25 bin Sabetaycı geldi, bugüne kadar toplam nüfusları 100 bin civarına ulaştı.1950'lerde cemaat içinde asimilasyon evlilikler yoluyla başladı.

Rahşan Ecevit Sabetaycı kökenlidir. 1924 mübadelesinde Rahşan Ecevit'in ailesi ve benzeri aileler Selanik'te ve civarında bulunan mal varlıklarına karşılık İstanbul- Ankara - İzmir'de mülk alamadıklarından, Cumhuriyet devrinde bir komisyon kurulmuş [Muhtelif Mübadele İşleri Komisyonu] ve bu komisyon tarafından kendilerine Şebinkarahisar'dan toprak verilmiştir. Şimdi bu Rahşan hanımefendi Ben Şebinkarahisarlıyım diyor. Ve kendileri gidip Şebinkarahisar'da oturmamıştır. Şebinkarahisar'dan kaç kişi Robert Koleji'ne gidecek paraya sahipti? Şebinkarahisarlı bu aile, İzmir'deki bir aile ile topraklarını değiş tokuş etmiştir ve İzmir'de oturmuştur.


1970'lerden itibaren CHP içinde bir değişim yaşandı. İsmet İnönü'nün ekibine karşı Rahşan Ecevit bir ekip kurdu. Bu ekibin önde gelen isimleri Bülent Tanla, İlter Turan ve Ahmet Yücekök'tü. Rahşan hanım, o tarihte, pek çok Sabetaycıyı biraraya getirdi. Zaten, Robert Koleji yıllarında mesela Mehmet İsfan'la bu hanımefendi sınıf arkadaşıydı. Mehmet İsfan Sabetaycıdır ve eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsfan'ın akrabasıdır. Benzer şekilde Neşe Derviş ya da Nur Dervişde Kemal Derviş'in akrabası olup, Rahşan Hanım'la Robert Kolej'den bağı olan insanlardır. Kemal Derviş'in Türkiye'ye
getirilmesi Türkiye de yeni bir İttihat ve Terakki dönemi içindi. Talat - Enver ve Cemal Paşaların yerine İsmail Cem, RahşanEcevit ve Kemal Derviş getirilmiştir. Rahşan Ecevit, Sebataycı Kemal Derviş'le beraber Türkiye'ye yeni bir model getirmek istedi. Bunu 1970'lerde denemiş fakat başaramamışlardı. Önlerindeki en büyük engel de MHP'ydi. MHP durumun farkında değildi. CHP Biz ortanın solundayız ifadesiyle bir sol modeli geliştirmeyi çalışıyordu. Ve bu model aslında bir Çavuşesku Romanya'sı veya Tito Yugoslavyası modeli olacaktı fakat bu engellendi, ardından da 12 Eylül ihtilali oldu. 12 Eylül'de kaç tane Sabetaycı tutuklandı bakalım. İsmail Cem o zaman aktif olarak siyasetin içindeydi, tutuklanmadı. Bülent Tanla tutuklanmadı. Haklarında dava dahi açılmadı.Askerlerin içinde de Sabetaycılar var. Mesela geçmişteki Genelkurmay Başkanlarından Refik Tulga Sabetaycı kökenliydi. Belki de ailesi bunu yalanlar. Burada ciddi bir problem var: Bir Sabetaycı, Ben Sabetaycı değilim diyebilir. Mesela, Orhan Pamuk gibi Kemal Derviş, İsmail Cem, Rahşan Ecevit, Çevik Bir, Halil Bezmen ve Can Paker en medyatik olanları. Türkiye Cumhuriyeti kanunları Sabetaycılara farklı, diğer insanlara farklı uygulanır. Bunun bir örneği, Halil Bezmen.1994'te Amerika'ya
gitti ve Ben Yahudi'yim, Türkiye'de baskı görüyorum dedi. Halil Bezmen mesela Kürt olsaydı, Amerika'da Ben Kürt'üm, baskı görüyorum deseydi ne olurdu? Devlet Güvenlik Mahkemeleri Halil Bezmen hakkında dava açardı ve vatandaşlıktan çıkarılması için uğraşırlardı. Hiçbir DGM, Halil Bezmen'in Ben Yahudi'yim ve baskı görüyorum lafını bir suç kabul ederek dava açmadılar. Çünkü açamazlardı. Çünkü, Türkiye'de uzun yıllar ceza davalarında bilirkişi olan Prof. Dr. Sahir Erman Sabetaycıydı.

Can Paker kimdir? Henkel adlı firmanın genel müdürüdür. İşadamı değildir, maaşlı müdürdür. Can
Paker aynı zamanda TESEV'in başkanıdır. Bu beyefendi her hafta NTV'ye çıkıyor, neden sizce? Çünkü NTV'nin sahibi Şahenk ailesidir. Şahenk ailesi Niğdelidir, ama Selanik göçmeni bir ailedir. Osmanlı Bankası ve Garanti Bankası da bu grubunudur ve demeç verebilecek birçok adamları olduğu halde neden Can Paker'i her hafta ağırlıyorlar? Çünkü, Can Paker geleceğin başbakanı olarak yetiştirilen bir Sabetaycıdır. Kemal Derviş'in yakın dostu Asaf Savaş Akad da Sabetaycıdır. TESEV'in çok önemli bir üyesi ve Türkiye Sabetaycılarının siyasi örgütlenmesini sağlayan adamlardan biri olan Prof. Dr. İlter Turan'da çok kısa sürede yükselip çok önemli yerlere gelmesi planlananlardan; arkalarında Amerikan Yahudi lobisi mali desteğiyle duruyor.

Ilgaz Zorlu ile Gerçek Hayat dergisinin yaptğı röportajdan edindiğim bilgilerle kaleme aldığım bu yazı eminim hepinizi şaşırtıyor. Kendiside bir Sebayatcı olan Zorlu, aynı zamanda bu cemaatın tarihçidir. Yukarıda verdiği bilgileri pek çoğu ile akraba olduğunu belirttiği için önemsiyorum. İçeriden birinin takiyye yapmadan verdiği derin malumatlarla Yeni Türkiye Partisi'nin maskesi düşüyor. Bu oyunda Rahşan Ecevit'in rolü büyük. Eğer Cem, DSP içinde genel başkanlığı devralsaydı eriyen bitmiş bir partide hiç bir şeyi değiştiremeyecekti. Şimdi ' yeni ' diye yine yılların Sebataycıları pazarlanıyor. Türk milleti uyutuluyor.

Gelin Sebataycıların tarihi okuyalım...
Sabetaycılık, 17. yüzyılda ortaya çıkmış, Sabetay Sevi'nin kurduğu bir Yahudi tarikatıdır. Sabetaycılar, 17. yüzyıldan 1920'lere dek Yahudiliğe bağlı kaldılar. 1924'te Karakaş Rüştü vakası yaşandı. Karakaş Rüştü, Ankara'da Millet Meclisine başvurdu ve Sabetaycılığı resmen mahkemelere sundu. Türkiye'de Sabetaycılık diye bir şey olduğunu söyledi ve bunun araştırılmasını talep etti. Konu, o zamanın Vatan, Vakit, Son Saat gibi gazetelerinde tartışıldı. Fakat hiçbir sonuca varılamadı. Aynı tartışma 1937 yılında yeniden gündeme geldi. Ahmet Emin Yalman ve Yunus Nadi arasında bir tartışma geçti. Yunus Nadi'nin eşi Berrin Nedi Sabetaycı idi. Yakınları arasında da Sabetaycılar vardı.
İzmir'de ortaya çıkan Sabetaycılık Türkiye sınırlarını aşmış, Yemen, Suriye, İtalya, Fransa ve daha pek çok ülkede yayılmıştı. Sabetay Sevi'nin ölümünden sonra merkezi Selanik'e taşınan bir Türkiye Sabetaycılığı var. Osmanlı İmparatorluğu
belgelerinde avdetî [Dönen, dönme. Sabetaycılar için kullanılan bir kelime.] kelimesi geçiyor. Sabetaycılar, Osmanlılar'ın hiç bilmediği bir cemaat değil, fakat Osmanlı'da insanların inançları saygıyla karşılandığı için bu konu hiç kurcalanmamış. Sabetaycılığın siyasi teorisi ise, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde geliştirilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin elemanlarının çoğu Sabetaycıydı. Sabetaycılık gizli bir örgüttü; İttihat ve Terakki de o dönemde merkezî hükümete karşı bir hareketti ve saraya açıkça muhalefet etmesi mümkün değildi. Onun için, Sabetaycılar, mason locaları gibi, Osmanlı İmparatorluğu içinde faaliyet gösteren fakat başka ülkelerin koruması altında olan teşkilatlar içinde yer aldılar. Sabetaycılar, üç-dört örgütteetkinlik gösterdi: Mason locaları, İttihat ve Terakki, Melami ve Bektaşi tarikatı ve ordu. Bugün de orduda Sabetaycılar var ve Sabetaycı generaller var. Bugün bir ordu komutanı ve bir kuvvet komutanı sabetaycı kökenlidir. Ve bundan başka pek çok Sabetaycı kökenli kurmay subay var

CHP, kendisini İttihat ve Terakki'nin devamı olarak görüp, devrimci bir kimlik edindiğini söylüyor. Bence bu devrimci kimliği Sabetaycılar ortaya çıkardı ve Türk siyasetini şekillendiren önemli bir faktör oldu. Türkiye'deki sol hareketi kuranlar Sabetaycılardır. Mustafa Suphi ve Şefik Hüsnü Sabetaycıdır. Yıldız Sertel'in Annem İçin isimli kitabında uzun uzun
Sabetaycıların Türk solunu nasıl kurdukları açıkça yazılıdır. Yıldız Sertel'in annesi Sabiha Sertel Sabetaycıydı, zaten kızı anılarında bunu anlatıyor. Derviş ailesinden gelen önemli insanlar var ve bunlar Yıldız Sertel'le akrabalar. İttihat terakkinin beyin takımından iki kişi, Maliye Nazırı Cavit ve Doktor Nazım Sabetaycıydılar. Ve bunlar örgütlendiler. İttihat ve Terakki içindeki Sabetaycıların toplanması ve bunlar arasından bazı kişilerin devlet mekanizmalarına getirilmesi için çalışıldı. İttihat ve Terakki yönetimine baktığımızda Emanuel Karasu'nun, ki Yahudidir, Cavit'in ve Nazım'ın çok önemli olduğunu görüyoruz. İzmir Suikastı'nın, iki sanığı olarak yargılanan Cavit ve Nazım asıldı. Bu adamların suikastla ilgisi olmadığınadair ciddi iddialar var. Peki o halde niye asıldılar? Hiç araştırılmadı.Cavit ve Nazım, aslında cumhuriyetin karakterinekarşıydılar. Onlar, Cumhuriyet Türkiye'sinin ittihatçı bir karater taşımasını arzu ediyorlardı ve Atatürk iktidara geldikten sonra
ittihatçıları planlı ve sistemli bir biçimde temizledi

Atatürk'ün Sabetaycı olup olmaması önemli değil ama şu bir gerçek ki Atatürk, Sabetaycı kültürün içinde yer almış bir insandı.Bir Atatürk ailesi var. Bu ailenin Bülbülderesi Mezarlığı'nda Karakaş'lar bölümünde mezarları, mezar taşları var. Ahmet Emin Yalman'ın Mustafa Kemal'le 1927'de yaptığı röportajda, Yalman şunu söylüyordu Sizin hayatınızı etkileyen iki öğretmen var. Biri benim babam, öteki de Şemsi Efendi'ydi. Şemsi Efendi, benim büyükbabamın büyükbabasıdır. 17. kuşak Yahudi olarak gelmiştir. Atatürk'ün ilk öğretmeni Şemsi efendi bir hahamdır. Ahmet Emin Yalman da Sabetaycıdır.

Bir Sabetaycının dinî kimliğini devam ettirip ettirmemesi önemli değildir.Yahudilik, bir din olduğu kadar bir kültürdür. Dünyanın her yerindeki Yahudilerin belli ortak özellikleri vardır. Sabetaycılar da Yahudi kültürünün bir parçasıdırlar. Sabetaycılar son derece organizedirler çünkü Yahudilik dünyanın her yerinde organizedir.Bunun en belirgin kanıtı da İsrail'in kuruluş sürecidir. Bir Sabetaycı hiçbir zaman İslam'a inanamaz, bu mümkün değil. İnandığını söylüyorsa da yalan söyler.Şeyhülislam olabilmiş ya da Nakşibendilik gibi bir tarikata girmiş bir Sabetaycı ya da İstanbul'un varoşlarında yaşayan bir Sabetaycı gösteremezsiniz. Onlar, Etiler-Teşvikiye-Maçka üçgeninde yaşar

Türkiye'de ve siyasi hayatta bugün egemen bir Sabetaycı kültürü, Yeni Türkiye Partisi ile bir kez daha ortaya çıktı. Takiyye yapıyor diye müslüman-milliyetçileri suçlayanlar asıl takiyyeciler ! Devleti ele geçirmek için YTP oluşumunu sahneye sürmek Yahudi veya Sebataycıların şeytani zekalarına yakışıyor. Ama bu sefer : YEMEZLER

Faruk Arslan - Markopaşa
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Soner Yalçın: “Sabetaycılar İslam’a da Sızdı”

5N1K'daki sorumluluğunun yanı sıra Kurtlar Vadisi dizisinin konsept danışmanlığını yapıyor Soner Yalçın. Doğan Yurdakul'la birlikte yazdığı Bay Pipo" ve "Reis" dışında, "Beco", "Binbaşı Ersever" gibi kitaplarıyla da onu yakından tanıyor Türk okuyucusu. Yeni kitabı çıktı, malum. Bu yüzden telefonları susmuyor. Pek çok gazeteci röportaj istiyor. Odaya girdiğimizde Emre Kongar telefondaydı. Efendi'nin içindeki bilgileri tartışıyorlardı hararetle. Biz gelmeden kararını vermişti: "Yok, Yasemin teyp açmanı istemiyorum. Yapmayalım seninle de" dedi. Fakat, laf lafı açtı; kararından döndü. Yaptığımızın adı yine de ropörtaj değildi. (En azından o böyle söylüyor; ama ikna olmasında götürdüğümüz şarabın ve Şam fıstıklarının etkisi büyük, bu kesin) Sohbetimizde üç yıldır üzerinde çalıştığı Doğan Kitap'tan çıkan kitabı "Efendi'nin kimler olduğunu, Beyaz Türkler'in büyük sırrını anlattı.

Neden Bu Kitap?
Gazetecilik yapma bana. 20 yılı aşkın süredir yapıyorum bu işi.

Beyaz Türkler kim?
Türkiye'deki ilk milli burjuvazi. Evliyazade gibi aileler... İlk büyük tüccarlar, siyasetçiler. Sabetaycılara Osmanlı'da "bey" denmez, "efendi" denirdi.

Sabetaycılıkla ilgili bırak kitap yazmayı, kimse konuşmak istemiyor. Bu yaptığınız korkutmuyor mu?
Korkum olsaydı kitap yazmazdım. Binbaşı Ersever'den bugüne kadar yazmadığım kalmadı. Soner Yalçın olarak bir şeylerden korkabilirim ama kalemimi niye korkutayım? Bir de, Sabetaycıları kötüleyen, "tu kaka" diyen bir kitap değil ki bu. Bilimsel bir çaba benim yaptığım.

Bir gazeteci olarak tarihe bir katkıda bulunuyorum. Sabetaycıları yazayım diye çıkmadım yola. Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne, cumhuriyetin kuruluşundan 1960'lı yıllara kadar ailelerin etrafında dönen bütün süreci yazdım. İktisadi, kültürel ve siyasi anlamda bir dönüşüm hikayesi var kitapta. Benim üslubum bu zaten. İstihbarat tarihini yazarken de Hiram Abas’ın etrafında kurmuştum örgüyü. Çatlı’yla ülkücü mafyanın ilişkisini anlatmıştım. Behçet Cantürk’le ilgili yazdığım kitapta da önemli olan Cantürk değil, yer altı dünyasıydı aslında. Ersever’de derdim faili meçhul cinayetlerdi.

Türk aydınları Sabetaycılıkla ilgili çalışmaları “ölüyü diriltmek” diye nitelendiriyor? İnsan kendi tarihine bu kadar yabancılaşır mı? Bir gazeteci bir tabunun üzerine gitmez mi? Niye üzeri kapatılmış, ölü toprağı atılmış? Osmanlı’ya, İslam’a etkisi neymiş? Bunu sadece gazetecilerin değil, herkesin düşünmesi gerekiyor.

Siz cevap verin, niye?
Ben Sabetaycılığı yazmadım. Bir aileyi yazarken karşıma çıktı. Yalnız şunu net olarak söylüyorum; bizim tarihimizde siyasal İslamcılara bırakılmayacak kadar önemli bir konu; yok sayamayız. İslamcılar tam bir tehdit gözüyle bakıyor bu olguya. Bu, Osmanlı’dan günümüze kadar belgelerle sabit. Yahudilerin nasıl baktığı konusundaysa kesin bir şey yok. Her şey söylentiden ibaret. Birileri söylüyor işte, Yahudiler Sabetaycıları sevmiyor diye. Ama bunun bir delili, belgesi yok. Ben inanırım o ayrı.

İslamcılar neden bu kadar korkuyor?
Burada benim fikrim önemli değil. Teybi kapatırsan konuşabilirim. Tüm zehirli okları bana döndürmeyin. (Teyp kapandı tabii. Yalçın’ın bu soruya cevabı bizde saklı) Batılılaşma hareketini Türkiye’ye getirenler Sabetaycılardır. Atatürk’e dil uzatamıyorlar. Bu sadece Türkiye’de olan bir tartışma değil ki…

Osmanlı’dan Türkiye’ye aktarılan bir çatışma. Sabetaycıların ve Yahudilerin Osmanlı’yı çökertmeye çalıştığı hâlâ tartışılan bir konu. İttihat ve Terakki’den yıllar boyunca korkulmasının sebebi de bu. Biz 21. yy’a adım attık ama hâlâ tarihimizde en önemli gerçekliği, yani Sabetaycılığı bir yere koyamıyoruz. Ayıp değil mi?

Artık asimile olmaya başladılar değil mi?
Olsunlar. Kimseye, kendisi “ben buyum, ben şuyum” demedikçe, sen kalkıp Sabetaycı mısın diyemezsin. Olacaklar tabii. Bu toplumda Sabetaycılar eziliyorsa, o zaman ben de Sabetaycıyım. Kürtler eziliyorsa o zaman ben de Kürdüm. Soner Yalçın olarak aynen bu duyguları yaşıyorum. Tek tek Sabetaycıları ortaya çıkaracağım gibi bir şey de yok. Herkesin içinde iyiler ve kötüler var. Tarihte oynadıkları rolü de kimse yadsıyamaz. Benim ortaya çıkarmaya çalıştığım da bu. Bunu reddetmeye kimsenin hakkı yok. Bu ülkeye batılılaşmayı getiren, sosyalizmle hatta liberalizmle bizi tanıştıran onlar. İslam’ı bile ciddi şekilde etkilediler. Ünlü İslamcı hareketin önderleri arasında ne kadar çok Sabetaist var biliyor musunuz? Ama benim işim isim vermek değil!

Sizin anlattıklarınıza göre, sağladıkları ciddi bir ekonomik avantaj var ülkeye.
Bu kitapta ciddi ipuçları var. Benim işim ipuçları vermek.

İzmirli Evliyazade Ailesiyle nasıl tanıştınız? Tüm örgü onların etrafında dönüyor. Kitapta anlattığınız Sabetaist hareketlerin başlangıç noktası da onlar?
Neredeyse tüm mafya babalarını, MİT, derin devlet ilişkilerini yazdım. Ve bir gün dedim ki kendi kendime; bunların arkasında ideolojik bir güç olması lazım. Herkes konuşuyor ya derin devlet diye; bunun ideolojik temel dayanağı nedir? Bunu Osmanlı’dan Cumhuriyet’e dönüşümün sınırları içinde aramaya başladım. İktisadi ve siyasi ayağını ne anlatabilmişim şimdiye kadar ne de kitaplarıma yansıtabilmişim. Bu konuda okumaya ve çalışmaya başladım. Aslında Dr. Nazım’ın hayatını yazmak istiyordum ilk olarak.

Dr. Nazım kim?
Bu ülkede hiç bilinmeyen, hiç konuşulmayan bir adam Dr. Nazım. Ne kadar acıdır ki, bu adam İttihat ve Terakki’nin en önde gelen ismi. Maarif Nazırlığı da yapmış üstüne üstlük. Terakki’nin kurucularından biri ve en son 1926’da Atatürk’e suikast girişiminden idam edilmiş. II. Abdülhamid de onun için idam kararı vermiş. Ama ismini ve kıyafetini değiştirerek Selanik’te örgütlenme çalışmaları yapmış. Türkiye’de hiçbir yerde bu adamla ilgili tek bilgi bulamazsınız. Neyse, Dr. Nazım’ın ilişkileri beni Evliyazadelere ulaştırdı. Onların damadı çünkü. Evliyazadeler derken, Fatin Rüştü Zorlu, Menderes, Tevfik Rüştü Aras çıkıyor insanın karşısına. Aras, Atatürk’ün en uzun süreli Dışişleri Bakanlığı yapmış adamı. Antrparantez, bu ülkede 10 yıl Cumhurbaşkanlığı yapmış Celal Bayar hakkında çıkan tek kitap yok.

Neden?
Bir düşünün bakalım: Sabetaist olabilir mi diye. Şevket Süreyya Aydemir’i ayrı tutuyorum. Menderes hakkında tek bir kitaba, bibliyografyaya rastlıyor musunuz? Hayır. Sadece parti propagandalarına rastlıyorsunuz. Neden? Bu kitapta tüm sırlar açığa çıkıyor. Bu toplumda “Korsakov” hastalığı, unutma var. Üniversiteler hayata kapalı, siyasete kapalı. Askeri darbelerin de etkisi var tabii. Bütün düşün alanını yok ettiler neredeyse.

Bu bilgilere nasıl ulaştınız?
30’u aşkın insanla konuştum. 350 yazılı kaynağa başvurdum.

Zor oldu mu?
Çok zor oldu. Ama iğneyle kuyu kazarsanız, bilgiye ulaşırsınız. Baktığınız zaman bilgi var, ama çok dağınık. Hepsini bir potada eritip bir analize eriştim. Bu kitabı yine de Sabetaist harekete indirgemek ne derece doğru olur, bilmiyorum. Bu konunun hakkında daha çok çalışılması gerekiyor. Sadece önünü açtık. Sabetaist ailelerde kız alıp verme çok. Çoğunda akıl hastalığı var. Kim kiminle evlenmiş, hepsini bulacaksınız bilgilerin arasında. Akraba evliliklerinden dolayı hayli sakatlık var. Berrin Menderes’in babası akıl hastanesindeymiş örneğin. Adnan Menderes’in dayısı da akıl hastası. Sabetaycılığın kültüründe başka bir dine mensup kimseyle evlenme yok!

Eee? Bu bile tek başına bir kitabın konusu. Tarihimiz sadece 23 Nisan, 19 Mayıs mı?
Atatürk’ün Samsun’a çıkışının hikayesi bile farklı bu kitapta. Alternatif tarihi okuyacak herkes artık. Varlık Vergisi’nin gerçeğini de okuyacaksınız. Kabul edilir ya da edilmez. Kimse bu memlekette bilginin doğruluğunu araştırmıyor. Önüne geleni alıyor. Şimdiye kadar tarihimizde gerçeklerin yazılmamasının nedeni de o. Biliyorlar, ne verirlerse halk onu alacak.

Derin devlet nedir diye araştırmaya başladım demiştiniz başta. Derin devlet, Sabetaycılar mı?
Derin devlet diye bir şey yok aslında. Devletin kendisi derin. O devleti kim, hangi ideolojik görüşlerle oluşturmuş?

Günümüzde ağırlıkla sol görüşlü partilerin kadrolarında yer alıyorlar sanırız?
Öyle bir şey yok. Her yerdeler.

AKP’nin kadrolarında da mı varlar?
Tabii. Bildikleriniz yanlış. 1960’lı yıllardan sonra büyük çoğunluğu anti-komünist ve sağcı oldu. Solcuların kadrolarında yok denecek kadar azlar. Nedenleri çok açık, ama bunu ben söyleyemem.

Siz bu kitabı yazdınız. İnsanlar bundan sonra bu konuyu rahat bir şekilde konuşabilecek mi? İnanıyor musunuz buna?
İnsan tarihini öğrenmek istemez mi? Sabetaycıların genç nesli, kendi dinlerinden olmayan insanlarla da evlenebiliyor artık. Bir de dini vecibeleri gereği ortalıkta değiller. Mezhepleri onlara saklanın, Müslüman olun diyor. Gün gelecek tekrar kendi kimliğinize, inancınıza kavuşacaksınız diyor. O ritüel gereği Müslüman gibi davranıyorlar. Hacca gidenleri çok. Belki de bir kısmı ateist oldu. Ama aralarında ciddi bir dayanışma var. Ama bunu Kürt de yapıyor, Alevi de.

İyi olur insanlar konuşur ve tartışırsa. Gazetecinin görevi nedir? Kamuoyunu bilgilendirmek…
Daha ötesini yapmadım zaten. İyi ya da kötü demiyorum. 620 sayfalık bir haber yaptım sadece. Sabetay Sevi bir devrimci miydi? Batılılaşmaya neden bu kadar açıklar? Bunları araştırsın ve konuşsunlar bundan sonra. Sabetaycılık gerici bir din olmamış hiçbir zaman, Atatürk’ü oluşturan şartlar neydi? Bize 19 Mayıs’ta başlayan bir tarih okutuluyor, ondan öncesi yok. İttihat Terakki yok. Bu aydınlanma süreci Atatürk’ü nasıl ortaya çıkarmış?

Sabetaycılar Amerika’daki Musevi lobisinde de çok etkinler?
Benden bu kadar. Onu da siz araştırın.

Sizce Atatürk de Sabetayist miydi?
Gidecek başka toprağı olmayan insanların ittifakıdır Kurtuluş Savaşı. Evet, Atatürk seçilmişti, ama liderlik vasıfları, karizması olduğu için seçildi. Neden, nerede milli banka varsa orada kongre yapılmıştır bir düşünün bakalım. Neden Sabetaycıların en etkin olduğu yerden, Ege’den çıkmıştı bütün hareketler? Kimsenin Sabetaist olması kendisini ne aşağılar ne de yüceltir. Biz olguya bakmak zorundayız sadece.

KİTAPTAN NOTLAR:
* Mustafa Koç, Evliyadelerin iş ortağı Giraud’ların kızı Caroline ile evli.
* Atatürk’ün eşi Latife’nin ailesi Uşakizade’lerden. Uşakizade’ler ise Evliyazadeler ile akraba.
* Kitapta rastlayacağınız Kazım Dirik’in kızı Şükran Hanım, Muammer Karaca ile evlenmiş. Karaca, Şükran’ı kaçırarak evlenmiş. Kaçırma olayına yardım edenlerse Gülriz Sururi’nin anne ve babası Suzan Hanım ve Lütfullah Bey.
* Yenibahçeli Nail’in torunu ünlü reklamcı Nail Keçeli.
* Aradan bunca yıl geçmesine rağmen coşkuyla söylenen “Gençlik Marşı”nın müziği bir İsviçre okul şarkısına ait. Söz yazarı ise Ali Ulvi Elöve. Elöve, Selanik’te Atatürk’le aynı tarihte doğmuş.
* Mustafa Kemal Atatürk, daha önce Evliyazadelerin kızı Berrin’in ablası Güzin ile evlenmek istemiş; ama aile parası yok diye karşı çıkmış.
* Evliyazade Naciye Hanım’ın diğer kızı Berrin, Adnan Menderes’le evlendi. Mustafa Kemal Atatürk, Güzin’le evlenmiş olsaydı, Menderes ile Atatürk bacanak olacaklardı.
* İzmir’de düşmana ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’in mezarı yok. Yalnız İstanbul’da Sabetayislerin mezarlığı olarak bilinen Bülbülderesi Mezarlığı’nda adına dikilen bir anıt var.
* ABD, Ankara’ya gönderdiği büyükelçilerini hep Yahudi diplomatlardan seçmektedir. 54 kişiden oluşan büyükelçiler listesinde yer alan isimlerin yüzde 90’ı Yahudidir.
* Emre Kongar, Adnan Menderes ile akraba.
* Ayten Alpman’ın “Memleketim” parçasının orijinali geleneksel Yahudi müziğinin çok tanınmış şarkısı “Rebe Rumelekh”dir.
* Evliyazadelerin dünürü – akrabası Birsel’lerin, günümüzdeki temsilcisi Murat Birsel.

TEMPO, Röportaj: Yasemin Yurtman

<<< GERİYE               Türkçülüğün mimarları sabataycılar mı? Bu konuda yazılanları okumak için tıklayınız   İLERİYE >>>